Atasözleri

Toplam 2,676 atasözü bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ağzını kiraya vermek

kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek.

28

ağzını koklamak

niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.

30

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

21

ağzını toplamak

söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek: 'Evvela ağzını topla! Ağzını bozarsan ben de senden aşağı kalmam.' -S. F. Abasıyanık.

23

ağzını tutmak

1) boşboğazlık etmemek; 2) kötü söz söylememek; 3) bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.

22

ağzının içi yangın yerine dönmek

ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek: 'Ağzımın içi yangın yerine dönüp yine de ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı bir vaziyete düştüm.' -R. N. Güntekin.

28

ağzının içine baktırmak

sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek.

27

ağzının kâhyası olmak

birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.

22

ağzının mührü ile

oruçlu olarak.

25

ağzının payını (ölçüsünü) almak

verilen karşılıkla bir kimseye söylediğine veya yaptığına pişman olmak.

22

ağzının perhizi yok

'ağzına geleni söyler' anlamında kullanılan bir söz.

21

ağzının suyu akmak

çok beğenip istemek, imrenmek: 'Bu ziyafete elimiz erişmiyor, uzaktan ağzımın suyu akıyor.' -R. N. Güntekin.

22

ağzının tadı bozulmak (kaçmak)

bir kimsenin kurulu düzeni, dirliği bozulmak.

23

ağzının tadını bilmek

1) güzel yemeklerden anlamak; 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak: 'Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış!' -A. Ş. Hisar.

30

ağzının tadını kaçırmak

1) neşesini, keyfini bozmak: 'Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.' -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.

24

ağzıyla içmesini bilmek

sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak.

27

ağzıyla kuş tutsa...

'ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse' anlamında kullanılan bir söz: 'Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz.' -S. F. Abasıyanık.

28

ah alan onmaz

kötülük ettiği için beddua alan iflah olmaz.

26

ah almak

birinin ilenmesini üstüne çekmek.

28

ah çekmek

derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek.

27

ah etmek

1) acı ile içini çekmek; 2) mec. ilenmek: 'Vakit vakit gözlerini kapayarak o herkesin / Ah ettiği sevda adlı günahkârı düşündün mü?' -E. B. Koryürek.

28

ah vah etmek (demek)

pişman olmak: 'Yaptığım deliliğe ne zaman ah vah diyeceğimi bir kestirebilsem.' -S. F. Abasıyanık.

26

ah yerde kalmaz

kötülük cezasız kalmaz.

24

ahbap çıkmak

önceden tanışmış olmak: 'Gümrükten itibaren her rast geldiği adamla ahbap çıktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

20

ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır

dostların ufak tefek kusurlarına bakmamak gerekir.

22

ahenk almak

uyumlu duruma gelmek.

27

ahenk vermek

düzeni, uyumu sağlamak: 'Türk diline en asil ahengini veren sanatkârı düşüneceğiz.' -O. S. Orhon.

27

Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak

söylenen sözü anlama dan kafa sallayarak onaylamak.

29

ahı çıkmak

yaptığı ilenme, etkisini göstermek.

28