Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

cübbe gibi

çok geniş ve uzun (giysi).

108

cümbüş yapmak

toplu olarak eğlenmek: 'Bir ziyafette cümbüş yapanları teker teker tokatlamış.' -A. Kabaklı.

108

çaba göstermek

bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek: 'Onu kurtarabilmek için olmayacak şeylere saldırmak derecesinde bir çaba gösteriyorsunuz.' -H. R. Gürpınar.

97

çaba harcamak

bir işi yapabilmek için elinden geleni yapmak: 'Tehlikeyi anlamış olacak ki seçimlerde oylarını dağıtmamaya çaba harcıyordu.' -T. Buğra.

46

çağ açmak

herhangi bir bakımdan öncekilerden farklı olan yeni bir evrensel gidişe yol açmak.

51

çağ atlamak

büyük ilerleme sağlamak.

109

çağ dışı olmak (kalmak)

1) çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmak; 2) ask. yedek askerlik çağını doldurmuş olmak.

103

çağanoz gibi

eğri büğrü (kimse).

100

çağı geçmek

1) eskimek; 2) dönemi veya modası geçmek.

106

çağı yakalamak

çağın gerektirdiği gelişmişlik düzeyine ulaşmak.

97

çağın gerisinde kalmak

gelişmelere ve yeni düşüncelere uyum sağlayamamak, ayak uyduramamak: 'Ben yeniliklere yabancı, eski moda, çağın gerisinde kalmış, emekli bir istihbaratçıyım.' -O. Aysu.

41

çağını aşmak

düşünce, tutum ve davranışlarıyla bulunduğu çağdan daha ileride olmak.

115

çağlamadan çatlamak

gerekli olgunluğa erişmeden olgun davranışlarda bulunmak, büyüklük taslamak.

116

çakı gibi

1) canlı ve atik: 'Övünmek saymazsanız çakı gibi topçu subayı oluyordum.' -R. Erduran. 2) sağlıklı.

102

çakı suyu kesiyor

bıçak suyu kesiyor.

102

çakılı kalmak

1) yerini veya biçimini değiştirmeden durmak; 2) iz bırakmak: 'O günkü sözleri çakılı kaldı bende.' -N. Cumalı.

102

çakılıp kalmak

bir yerde uzun süre hareketsiz kalmak: 'Bir arıza yapsa araba çakılıp kalacağız.' -Ç. Altan.

102

çalı gibi

sık ve sert (saç, sakal).

107

çalım atmak (yapmak)

çalımlamak.

102

çalım satmak

kurulup büyüklük taslamak: 'İzmir ve dolaylarında çalım satıp dolaşmaya başlayacaklar.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

117

çalım yemek

futbolda çalım ile geçilmek.

41

çalımına gelmek (getirmek)

uygun zaman veya durumu ele geçirmek: 'Sanki demek istediğim bir çalımına gelseydi seni de yüzdürürdü.' -M. Ş. Esendal. 'Yıldız, çalımına getirdikçe ateş ediyordu.' -A. Gündüz.

120

çalıp çırpmak

hırsızlık yapmak: 'Müşteri ise her zamanki oyunbazlığıyla çalıp çırptıklarını eve yığıyordu.' -İ. O. Anar.

107

çalmadan oynamak

1) çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak; 2) bir işe çok hevesli görünmek.

38

çalyaka etmek

yakasına yapışıp sıkıca tutmak: 'Şimdi karakoldan görürlerse kudurmuşsun diyerek çalyaka ederler.' -H. R. Gürpınar.

107

çam devirmek

karşısındakine dokunacak veya kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek: 'Bu hoppa oğlan, karısına ne diller dökecek, ne potlar kıracak, ne çamlar devirecekti.' -H. R. Gürpınar.

85

çam sakızı gibi

tedirgin edecek kadar bir insanın peşinden ayrılmayan.

104

çamaşır ertesi olmak

çamaşır yıkamaktan aşırı yorulup hasta olmak: 'Kaynanam da yıkar ama iki gün de çamaşır ertesi olur yatar.' -M. Ş. Esendal.

41

çamur gibi

1) iyi pişmemiş ve siyah unla yapılmış (ekmek); 2) herkese sataşıp tedirginlik veren (kimse).

112

çamura bulaşmak (batmak)

kirli ve uygunsuz bir işe karışmak.

104