Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

deniz çıkmak

denizde fırtına olmak.

104

deniz durmak (düşmek)

denizdeki fırtına geçmek.

109

denizde kum, onda para

'parası çok kimse, zengin' anlamında kullanılan bir söz.

111

denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapmak

gerçekte bulunmayan bir konu üzerinde varmış gibi savunuculuğunu yapmak, hayalî konularda gereksiz söz söylemek: 'Denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapıyorlardı.' -E. E. Talu.

108

denizden (denizi) geçip çayda boğulmak

bir işte büyük güçlükleri yendikten sonra önemsiz bir sebeple başarısızlığa uğramak.

43

denizden çıkmış balığa dönmek

sudan çıkmış balığa dönmek.

112

denize açılmak

kıyıdan çok uzaklaşmak: 'Denize açıldıktan beş on gün sonra iki ciddi fırtına ile karşılaştım.' -Halikarnas Balıkçısı.

93

denize çıkmak

gezi veya av için kıyıdan ayrılmak.

41

denize dökmek

düşmanı denize kadar sürüp yok etmek.

110

denk düşmek

1) uygun vakit ve fırsat olmak; 2) rast gelmek.

119

denk gelmek

1) uygun düşmek, uygun gelmek: 'Neleri, nasıl yazacağımıza gelince, yaşadığım günden başlayıp, denk geldikçe geriye dönüşlerle.' -N. Meriç. 2) rast gelmek, rastlamak: 'Dolunun her biri, denk gelse bir kafa yarardı.' -T. Buğra.

113

denk getirmek

uygun zamanını ve durumunu bulmak, rastlatmak: 'Bizimkinin evde olmadığı bir zamana denk getirirsem çağıracağım, bakalım gelecek mi?' -Ç. Altan.

40

denli densiz söz söylemek

uygunsuz, yakışıksız ve saygısız sözler söylemek.

48

depara geçmek

koşuya veya yarışa hızla başlamak: 'Onu kaptırınca kıyıdaki öbür kayalara konmak için depara geçerler.' -H. Taner.

100

depara kalkmak

koşu veya yarış içinde hızını birdenbire artırmak.

108

depo etmek

yığmak, biriktirmek.

104

der oğlu der

bir şeyin sürekli söylendiğini anlatan bir söz.

113

derde (derdine) derman olmak

soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek: 'Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.' -Y. Kemal.

99

derde (dertlere) düşmek

1) sorunla karşılaşmak; 2) mec. hastalanmak: 'Mutlaka umarsız dertlere düştüğümü biliyor.' -M. İzgü.

48

derde düçar olmak

kötü bir duruma düşmek.

107

derdest etmek

yakalamak: 'Bu iddiayla yola çıktılar mı Millî Kongre'yi basarlar, Esat Paşa'yı derdest ederler.' -A. İlhan.

93

derdine deva bulmak

sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek: 'Ağlamak, dertleşmek, dertlerine deva bulmak ihtiyacı her zamankinden fazla idi.' -A. Gündüz.

109

derdine yanmak

kendi durumuna üzülmek.

70

derdini çekmek

üzüntüsüne katlanmak.

105

derdini dökmek

derdini, sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak, dile getirmek: 'Efendinin ona ihtiyacı en ziyade kendi derdini dökmek, kalbini boşaltmak içindi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114

derdini Marko Paşa'ya anlat

'yakınmanı dinleyecek kimse yok' anlamında kullanılan bir söz: 'Herif öylesine müzevir ki anlatılmaz efendim, anlatılmaz. İrtica yapıyor diye tutturdu mu anlat derdini Marko Paşa'ya efendim.' -R. N. Güntekin.

103

dere tepe düz gitmek

engelleri aşarak gitmek: 'Gece boyunca kırlarda yürüdü, dere tepe düz gitti ve bir dağın eteğine geldi.' -İ. O. Anar.

113

derece almak

başarı göstererek ödül kazanmak.

33

dereceye girmek

yarışma, sınav vb.nde üst sıralarda yer almak.

97

dereden tepeden konuşmak

gelişigüzel konuşmak, rastgele konular üzerinde konuşmak: 'Kahveler içilip dereden tepeden konuştuktan sonra yataklara kavuştuk.' -O. Kemal.

37