Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dudak dudağa gelmek (kalmak)

öpüşmek: 'Bir zaman böyle birbirini karşılıklı öpücüklere boğduktan sonra, nefesleri kesilinceye kadar dudak dudağa kaldılar.' -N. Cumalı.

44

dudak ısırmak

1) hayran kalmak; 2) hayrete, şaşkınlığa düşmek.

101

dudak sarkıtmak

somurtmak.

42

dudak ucuyla söylemek

belli belirsiz anlatmak, isteksizce söylemek: 'Size hayır kalmadığını dudak ucuyla söyleyiverirler ve gerçekten dedikleri de çıkar.' -R. N. Güntekin.

49

dul kalmak

kadın veya erkeğin eşi ölmek: 'Hatice Hanım pek genç dul kalmış zengin bir hanımcağızdı.' -Ö. Seyfettin.

50

dulda tutmak

örtünmek, koruyacak biçimde sarınmak: 'Bulgar dağında yatarım / Yorganı dulda tutarım' -Halk türküsü.

111

duman almak

1) sis kaplamak, sis bürümek; 2) sigara dumanını içine çekmek.

43

duman altı etmek

bulunulan yerin havasını esrar, sigara vb. dumanıyla doldurmak.

100

duman altı olmak

esrar, sigara vb. içilen bir yerin havasından etkilenmek.

94

duman attırmak

argo kötü duruma düşürmek, geride bırakmak, birini yıldırmak: 'Ama yerine göre karşısına dikilenlere de duman attırır.' -R. N. Güntekin.

118

duman etmek

argo 1) dağıtmak, bozmak, yok etmek: 'Ortalığı duman görür, duman etmek isterdi.' -S. F. Abasıyanık. 2) yenmek, başarı sağlamak.

113

duman vermek

1) çok duman çıkarmak; 2) mec. ortalığı karıştırmak: 'Sonra sen gazetende istediğin gibi ver dumanı.' -A. İlhan.

96

dumana boğmak

1) duman içinde bırakmak; 2) mec. bunaltmak, şüphe içinde bırakmak: 'Adamın kafasını katiyen aydınlatmamalı, karıştırmalı ve dumana boğmalısınız.' -H. E. Adıvar.

106

dumanı doğru çıksın

'iyi ve güzel olmasa bile yönteme uygun olsun' anlamında kullanılan bir söz.

98

dumanı tepesinden çıkmak

bir acının ateşiyle yanıp tutuşmak.

38

dumura uğramak

körelmek: 'Aşk, bende öyle dumura uğramış bir duygu ki sevmek hasretini bile duyamıyorum.' -R. N. Güntekin.

101

dur durak (dur dinlen veya dur otur) yok

durup dinlenmeden sürekli çalışmayı anlatan bir söz: 'Gayri bana dur durak yok... Muhasebe müdürü ... çalışmamdan hoşnut değilmiş.' -T. Dursun K.

111

dur! (durun!)

'biraz zaman geçsin' anlamıyla cümlelerin başına gelen bir söz: Dur! Bu işi ben yaparım. Durun hele, bakalım ne olacak!

125

durgunluk çökmek

sessiz, sakin duruma girmek: 'Posta kâtibi eskiden çok sert bir adamdı. Fakat gitgide ona garip bir durgunluk çökmüştü.' -R. N. Güntekin.

99

durum almak

1) belli bir duruş biçimine geçmek; 2) bir olay karşısında belli bir tavır almak.

111

durumdan ders çıkarmak

içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

119

durumdan vazife çıkarmak

içinde bulunulan şartları değerlendirerek sorumluluk yüklenmek.

107

dut gibi olmak

1) çok sarhoş olmak; 2) utanmak, mahcup olmak.

94

dut yemiş bülbüle dönmek

neşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak: 'Sabahtan akşama kadar durmadan söyleyen geveze Çalıkuşu, dut yemiş bülbüle dönmüştü.' -R. N. Güntekin.

106

duvağına doymamak

yeni gelinken ölmek veya kocasından ayrılmak.

104

duvar çekmek

1) duvar örmek; 2) mec. aradaki ilişkiye son vermek, görüşmemek.

50

duvar gibi

sağır.

96

duvar yapmak

baraj yapmak.

33

duygu uyanmak

bir duygu oluşmak.

103

duymazlıktan gelmek

ilgilenmek istemediği için duymamış gibi davranmak: 'Evine gönderilen haberleri hep duymazlıktan gelmişti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

96