Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dünya ahret kardeşim (bacım) (olsun)

bir kişiye kardeşlik duygusundan başka bir gözle bakılmadığını anlatan bir söz.

100

dünya başına dar olmak (gelmek)

çok sıkılmak, büyük bir çaresizlik içinde kalmak.

96

dünya başına yıkılmak

çok sıkılmak, umutlarını yitirmek: 'Defteri abimin elinde görünce, dünya başıma yıkıldı, basbayağı gözlerim karardı.' -A. Ağaoğlu.

59

dünya bir araya gelse

1) 'dünyadaki bütün insanlar engel olmaya kalksa bile' anlamında kullanılan bir söz: '... bütün dünya bir araya gelse fikrimi değiştiremez.' -Ö. Seyfettin. 2) 'dünyadaki bütün insanlar bir araya toplansa bile' anlamında kullanılan bir söz.

105

dünya durdukça durasın!

'çok yaşa, Tanrı sana sonsuz bir ömür versin!' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

33

dünya gözü ile görmek

ölmeden önce görmek: 'Seni dünya gözüyle bir daha görmeyi nasip edene şükrolsun.' -Y. Kemal.

53

dünya gözüne zindan olmak (görünmek veya kesilmek)

büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak.

102

dünya kadar

pek çok: 'Eve döneyim desen Feneryolu istasyonuna dünya kadar yol var.' -S. M. Alus.

102

dünya kelamı etmek

1) konuşmak; 2) konuşulmaması gereken yerde konuşmak.

104

dünya varmış

sıkıntılı bir durumdan kurtulan kimsenin söylediği söz: İçerisi zindan gibiydi, oh burada dünya varmış!

110

dünya yıkılsa umurunda değil

'hiçbir şeyle ilgilenmez, sorumsuz, kaygısız' anlamında kullanılan bir söz.

41

dünya yüzü görmemek

kapalı bir yerde sürekli kalmak.

46

dünyadan el etek (elini eteğini) çekmek

bir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak: 'Yedi saatlik evliler, şimdiden mi dünyadan el etek çekiyor?' -N. F. Kısakürek.

93

dünyadan geçmek (el çekmek)

bir kenara çekilip toplum yaşamına karışmamak.

106

dünyadan haberi olmamak

çevresinde olup bitenleri bilmemek.

104

dünyaevine girmek

evlenmek: 'Yaşları daha genç görünüyor fakat buralarda yapılan ilk iş eli ekmek tutar tutmaz dünyaevine girmek olduğu için kim bilir kaç sene evvel evlendiler.' -R. N. Güntekin.

125

dünyalara değişmemek

her şeyden daha fazla sevmek.

72

dünyalığı doğrultmak

yaşamı süresince yetecek parayı kazanmak.

36

dünyanın dört bucağı

dünyanın her yanı, her yönü: Dünyanın dört bucağından gelen gezginler...

104

dünyanın kaç bucak (köşe) olduğunu göstermek (anlamak)

dünyada ne gibi güçlükler olduğunu bildirmek (anlamak), insanın başına neler gelebileceğini öğretmek veya öğrenmek.

38

dünyanın öbür ucu

çok uzak yer.

105

dünyanın tadını çıkarmak

bütün zevklerden yararlanmak, mutlu ve rahat yaşamak: 'Dünyanın tadını çıkarmaya devam ettik.' -O. Kemal.

35

dünyasından geçmek

her şeye karşı ilgisiz duruma gelmek.

114

dünyaya gelmek

insan, doğmak: 'Sonunda ne kadar istedilerse de erkek çocukları dünyaya gelmedi.' -N. Cumalı.

93

dünyaya getirmek

doğurmak: 'Hayriye Hanım yedi gün evvel ilk çocuğunu dünyaya getirmiştir.' -R. N. Güntekin.

94

dünyaya gözlerini kapamak (yummak)

ölmek: 'Bir sabah söyledi son sözlerini / Yumdu dünyaya ela gözlerini' -Y. K. Beyatlı.

102

dünyaya kazık çakmak (kakmak)

tkz. çok uzun ömürlü olmak, çok yaşamak.

108

dünyaya yuf borusu öttürmek

ölmek: 'Mektubun elinize değmesinden epeyce zaman evvel dünyaya yuf borusu öttürmüş olacak.' -R. N. Güntekin.

99

dünyayı anlamak

dünyada neler olduğunu öğrenmek, deneyimi artmak.

99

dünyayı ben yarattım demek

aşırı mağrur olmak, büyüklenmek.

102