Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

haraç mezat satmak

açık artırma ile satmak.

98

haraç yemek (almak)

başkasının sırtından geçinmek.

39

haram yemek

toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak bir şeyi kendi yararına kullanmak, sahiplenmek.

101

harama uçkur çözmek

nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.

106

harap düşmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.' -Atatürk.

98

harar gibi

içine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya).

36

hararet basmak

1) çok susamak; 2) vücut ısısı artmak.

107

hararet kesmek (söndürmek)

susuzluğu gidermek.

103

hararet vermek

susatmak.

91

harekete geçirmek (getirmek)

bir işin yapılmasına sebep olmak, kımıldatmak, canlandırmak: 'İlçelerinde ne kadar dernek varsa hepsini harekete geçirdiler.' -A. Kulin.

96

harekete geçmek

1) bir işi yapmaya başlamak, bitirmek amacı ile bir işe girişmek: 'Saldırma için lazım gelen strateji planını tespit ederler ve ona göre harekete geçerlerdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir yerden bir yere gitmeye başlamak: 'Derken garp istikametinde küçüklü büyüklü muazzam bir bulut kütlesi harekete geçiyor.' -N. F. Kısakürek.

109

harem selamlık olmak

bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

96

harf atmak

tanımadığı bir kadına uygunsuz sözler söyleyerek yaklaşmaya çalışmak.

36

harı başına vurmak

1) çok kızmak; 2) azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek.

102

harı geçmek

kızgınlığı, sıcaklığı, hevesi, isteği veya öfkesi azalmak.

106

hariçten gazel okumak (atmak)

tkz. 1) bir konuyu iyice bilmeden üzerinde görüş ve düşünce ileri sürmek; 2) bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak.

115

harikalar yaratmak

hayranlık uyandıracak başarılar kazanmak.

100

haritadan silinmek

1) bir ülke, başka devletin egemenliği altına girmek: 'Koca Rumeli, Edirne'si, Selanik'i, Manastır'ı, Yanya'sı, Kosova'sı, İşkodra'sı ile imparatorluk haritasından silinmişti.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir yerleşim yeri savaş, deprem vb. bir olay sonunda yok olmak.

92

harman çevirmek

harmanlamak.

101

harman dövmek

ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak.

110

harman etmek (yapmak)

birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

99

harman savurmak

tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak: 'Akşam vakti ırgatlarla beraber harman savururum.' -S. F. Abasıyanık.

37

harmanı kaldırmak

harman işini bitirmek: 'Harmanı kaldırmaktan başka bir şey düşünmüyordu.' -S. Çokum.

35

harp açmak

1) savaş açmak; 2) mec. bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak: 'Gençler, kendi cinslerinden riyakârlara karşı harp açmalıdırlar.' -F. R. Atay.

103

hart hurt etmek

korkutmak amacıyla sert ve yüksek sesle konuşmak: 'O bile, sağa sola hart hurt etmeye başlamış.' -K. Korcan.

103

hasara uğramak

zarar görmek, yıkılmak, harap olmak: 'Bir lokomotifle iki vagon hasara uğramışlar.' -A. İlhan.

100

hasbi geçmek

bir şeye önem vermemek, ilgi göstermemek, kısa kesmek: 'Aslına bakarsanız karı bana yıllar yılı güler, işaret ederdi de arkadaş karısı diye hasbi geçerdim.' -O. Kemal.

40

hasıraltı etmek

bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek.

102

hasret çekmek

özlem duymak: 'Geçmiş günlere hasret çekmiyorum. Çocukluğumu göresim gelmedi.' -N. Hikmet.

100

hasret gidermek

özleme son vermek, kavuşmak: 'Sonra ver elini ana baba ocağı. Hem hasret giderecektim hem de ruhumla dinlenecektim.' -C. Uçuk.

47