Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

haraç mezat satmak

açık artırma ile satmak.

45

haraç yemek (almak)

başkasının sırtından geçinmek.

22

haram yemek

toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak bir şeyi kendi yararına kullanmak, sahiplenmek.

50

harama uçkur çözmek

nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.

47

harap düşmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.' -Atatürk.

43

harar gibi

içine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya).

22

hararet basmak

1) çok susamak; 2) vücut ısısı artmak.

47

hararet kesmek (söndürmek)

susuzluğu gidermek.

43

hararet vermek

susatmak.

40

harekete geçirmek (getirmek)

bir işin yapılmasına sebep olmak, kımıldatmak, canlandırmak: 'İlçelerinde ne kadar dernek varsa hepsini harekete geçirdiler.' -A. Kulin.

42

harekete geçmek

1) bir işi yapmaya başlamak, bitirmek amacı ile bir işe girişmek: 'Saldırma için lazım gelen strateji planını tespit ederler ve ona göre harekete geçerlerdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir yerden bir yere gitmeye başlamak: 'Derken garp istikametinde küçüklü büyüklü muazzam bir bulut kütlesi harekete geçiyor.' -N. F. Kısakürek.

55

harem selamlık olmak

bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

42

harf atmak

tanımadığı bir kadına uygunsuz sözler söyleyerek yaklaşmaya çalışmak.

23

harı başına vurmak

1) çok kızmak; 2) azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek.

43

harı geçmek

kızgınlığı, sıcaklığı, hevesi, isteği veya öfkesi azalmak.

52

hariçten gazel okumak (atmak)

tkz. 1) bir konuyu iyice bilmeden üzerinde görüş ve düşünce ileri sürmek; 2) bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak.

54

harikalar yaratmak

hayranlık uyandıracak başarılar kazanmak.

41

haritadan silinmek

1) bir ülke, başka devletin egemenliği altına girmek: 'Koca Rumeli, Edirne'si, Selanik'i, Manastır'ı, Yanya'sı, Kosova'sı, İşkodra'sı ile imparatorluk haritasından silinmişti.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir yerleşim yeri savaş, deprem vb. bir olay sonunda yok olmak.

39

harman çevirmek

harmanlamak.

47

harman dövmek

ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak.

48

harman etmek (yapmak)

birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

43

harman savurmak

tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak: 'Akşam vakti ırgatlarla beraber harman savururum.' -S. F. Abasıyanık.

22

harmanı kaldırmak

harman işini bitirmek: 'Harmanı kaldırmaktan başka bir şey düşünmüyordu.' -S. Çokum.

21

harp açmak

1) savaş açmak; 2) mec. bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak: 'Gençler, kendi cinslerinden riyakârlara karşı harp açmalıdırlar.' -F. R. Atay.

41

hart hurt etmek

korkutmak amacıyla sert ve yüksek sesle konuşmak: 'O bile, sağa sola hart hurt etmeye başlamış.' -K. Korcan.

48

hasara uğramak

zarar görmek, yıkılmak, harap olmak: 'Bir lokomotifle iki vagon hasara uğramışlar.' -A. İlhan.

41

hasbi geçmek

bir şeye önem vermemek, ilgi göstermemek, kısa kesmek: 'Aslına bakarsanız karı bana yıllar yılı güler, işaret ederdi de arkadaş karısı diye hasbi geçerdim.' -O. Kemal.

23

hasıraltı etmek

bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek.

49

hasret çekmek

özlem duymak: 'Geçmiş günlere hasret çekmiyorum. Çocukluğumu göresim gelmedi.' -N. Hikmet.

48

hasret gidermek

özleme son vermek, kavuşmak: 'Sonra ver elini ana baba ocağı. Hem hasret giderecektim hem de ruhumla dinlenecektim.' -C. Uçuk.

30