Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

iyilik görmek

maddi, manevi yardım görmek.

108

iyisi mi

yapılacak olanın en doğrusu, en uygun olanı: 'İyisi mi, yüz vermemeli ve hatta danslara iştirak etmesine müsaade etmemeli, demiş.' -R. N. Güntekin.

94

iyiye çekmek

bir düşünce veya olayı olumlu yönüyle değerlendirmek.

99

iyiye iyi, kötüye kötü demek

hatır için söz söylememek, dürüst olmak.

98

iz bırakmak

etkisini kalıcı duruma getirmek: 'Her hareket yahut düşünce, hareket edenin veya düşünenin zihninde bir iz bırakır.' -C. Meriç.

91

iz sürmek

1) izlemek, arkasından gitmek, takip etmek: 'Sonradan onun da izini sürüp yerini buldum.' -Y. K. Beyatlı. 2) av sırasında hayvanın ayak izlerine bakarak gittiği yeri bulmaya çalışmak.

110

izahatta bulunmak

izahat vermek.

29

izanı yok

anlayışsız, kavrama yeteneği zayıf.

103

izbandut gibi

çok iri, cüsseli (erkek): 'Elin izbandut gibi herifiyle dövüşür müyüm?' -M. Ş. Esendal.

99

izi belirsiz olmak

iz bırakmadan ortadan çekilmek.

95

izi silinmek

ortadan yok olmak, kaybolmak.

106

izin almak

bir şey yapmak için onay sağlamak: 'Biz izin almadan çıkamazdık.' -A. Kutlu.

106

izin çıkmak

bir şey yapmada serbest bırakılmak.

96

izin koparmak

güçlükle izin almak: 'Kendisi belediyeden birkaç gün izin kopararak onları ziyaret edecekti.' -R. N. Güntekin.

95

izine dönmek

esk. bir karar veya yargıdan geri dönmek, bir karardan vazgeçmek, rücu etmek.

84

izine düşmek

av hayvanlarının, gittiği yolu izleyerek arkalarından gitmek.

93

izine uymak

düşünce ve davranışlarını benimsemek.

94

izini kaybetmek

bir kimse hakkında bilgi alamamak.

103

izinli çıkmak

izin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmak: 'İlk bakışta bana izinli çıkmış bir hasta bakıcı gibi göründü.' -R. N. Güntekin.

92

izinli saymak

1) izin vermek; 2) mec. bir işte ayrı tutmak.

94

izlenim (izlemini) bırakmak (vermek)

etki bırakmak: 'Görevlilerin edalı ve dıbır dıbır yürüyüşleri bir geçit töreni izlenimini verir.' -S. Birsel.

99

izne çıkmak (ayrılmak)

bir iş yerinde üst makamların onayıyla belli bir süre için görevinden ayrılmak.

98

izole etmek

1) yalıtmak; 2) mec. yalnız bırakmak.

95

izzetinefsine dokunmak

1) onuruna dokunmak; 2) gücüne gitmek: 'Terk edilmiş hâli izzetinefsime dokunuyor fakat onu hiç yadırgamıyorum.' -A. Ş. Hisar.

37

izzetinefsine yedirememek

onursuz kalmayı kabul edememek, düşkünlüğü veya zavallılığı reddetmek: 'Otele gidip de aptalcasına beklemeyi, yürek çarpıntılarıyla kapıyı gözetlemeyi izzetinefsime yediremiyorum.' -R. H. Karay.

37

jet gibi

hızla, süratle: Otomobil önümden jet gibi geçti.

101

jeton geç düşmek

tkz. konuşulan veya sözü edilen konuyu geç anlamak, geç intikal etmek: 'Çok lafazan ve bilgisiz ama jeton sizde biraz geç düşüyor anlaşılan.' -H. Taner.

105

jigolo tutmak

yaşlı, zengin bir kadın genç bir erkekle ilişki kurmak.

39

jilet atmak

1) jiletle saldırmak: 'İki jilet at, çiçeğe yatmış hasta gibi hurda et yüzünü!' -K. Korcan. 2) kendini jiletlemek.

99

jilet gibi

çok keskin.

119