Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kanı temizlenmek

öldürülenin arkasından, öldüren kişi veya yakınlarından birini öldürerek öç almak.

104

kanına dokunmak

çok sinirlenmek: 'Bırak Allah'ını seversen müdür bey! Bazen kanıma dokunuyor vallaha. Sen onun oruçlu olduğuna inanıyor musun?' -H. Taner.

38

kanına girmek

1) birini öldürmek veya öldürtmek: 'Kanıma gireceksiniz ama ne yapalım siz sağ olun.' -R. N. Güntekin. 2) bir kızın kızlığını bozmak.

33

kanını içine akıtmak

sıkıntısını belli etmemek.

105

kanını kaynatmak

heyecanlandırmak, coşturmak: 'Görenin kanını kaynatan bir tadı vardı duruşunun, bakışının.' -Y. Kemal.

100

kanıya varmak

belli bir kanı edinmiş olmak.

90

kanıyla ödemek

yaptığının cezasını hayatıyla ödemek.

91

kanlı bıçaklı olmak

aralarında herhangi bir nedenden dolayı birbirini öldürecek kadar düşmanlık bulunmak.

101

kanlı yaş (yaşlar) dökmek

büyük üzüntüyle ağlamak.

104

kantara çekmek (vurmak)

1) bir şeyi tartmak; 2) mec. birini sınamak.

100

kantarın topunu kaçırmak

ölçüyü kaçırıp aşırı davranmak.

100

kantarlıyı savurmak

ağır bir biçimde sövmek.

89

kanun çiğnemek

yasal olmayan iş yapmak: 'Ben bir gazeteciyim. Kanunları çiğnemişsem bu ülkenin savcıları gerekeni yaparlar.' -A. Ümit.

34

kapalı geçmek

bir konuda önemli noktaya değinmemek.

96

kapalı olmak

1) iş yapmamak; 2) ilgisiz kalmak: 'Nedim'i beğenmeyenler bu şenlikli dünyaya kapalı olanlardır.' -S. Birsel.

98

kapalı yetişmek

toplum hayatına girmeden, karışmadan yetişmek.

101

kapan kurmak

bir hayvanı tuzağa düşürmek için kapan hazırlamak.

79

kapana düşmek (girmek veya kısılmak veya koymak veya tutulmak veya yakalanmak)

içinden çıkılmaz bir duruma düşmek, ele geçmek: 'Onlar beni kapana koyacaklarını sanadursunlar.' -R. H. Karay.

39

kapana düşürmek (kıstırmak)

hile ile yakalamak: 'İçindekiler kendilerini ayaklarıyla bir kapana kıstırmışlardır.' -R. N. Güntekin.

103

kapana sıkıştırmak

1) birini zor durumda bırakmak: 'Fikirlerindeki çelişmeyi belirtip adamı kıskıvrak bir kapana sıkıştırır.' -H. Taner. 2) birini düzenle zor duruma sokmak, işin içinden çıkamaz duruma getirmek.

100

kapanın elinde kalmak

1) çok istenir ve aranır olmak; 2) bir şeyden ancak çabuk davranabilenler yararlanmak.

43

kapı almak (yapmak)

tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek: 'Altı bir geldi mi köşeyi kapacaksın, kapıları almayı asla unutmayacaksın.' -T. Uyar.

36

kapı aralamak

bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.

104

kapı aramak

ev ziyareti yapmak istemek.

95

kapı baca açık

korunmaya alınmamış.

107

kapı dışarı etmek (atmak)

kovmak, dışarı atmak: 'Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.' -M. İzgü.

39

kapı gibi

1) iri vücutlu (kimse); 2) dayanak noktası güçlü, sağlam olan: 'İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı.' -İ. O. Anar.

111

kapı kadar

çok enli ve uzun olan.

98

kapı kapı aramak

her yeri aramak.

98

kapı kapı dolaşmak (gezmek)

1) ev ev gezmek; 2) bir yerlere sürekli girip çıkmak: 'Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.' -A. Ümit. 3) iş aramak için her yere başvurmak.

37