Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kapı komşusu yapmak (etmek)

bir yere sık gidip gelmek.

50

kapı yapmak

1) bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak: 'Rumeli'de bıraktığı çiftlikleri de anlattıktan sonra yaptığı kapıyı kâfi gördü. İşlere geçti.' -Ö. Seyfettin. 2) ev gezmesi yapmak; 3) kapı almak.

48

kapıda kalmak

içeri girememek: 'Anahtar bendedir. Onlar sonra kapıda kalırlar.' -M. Ş. Esendal.

24

kapıdan çevirmek

geri döndürmek, kabul etmemek: 'Fakat görücüleri de kapıdan çevirmeyi doğru bulmuyordu.' -H. E. Adıvar.

17

kapıdan kovsan bacadan düşer

yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz.

47

kapılar yüzüne (üzerine veya üstüne) kapanmak

istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.

54

kapıları açık tutmak

herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.

54

kapıları kapamak

bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.

50

kapıp koyuvermek

1) kendini bırakmak: 'Nihayet yorgunluktan sızıp kalıncıya kadar kendimi bu buhrana kapıp koyuverdim.' -E. İ. Benice. 2) bırakmak, vazgeçmek.

46

kapısına kilit vurmak

1) girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak; 2) bir yerin çalışmasına son vermek.

46

kapış kapış gitmek

çok çabuk satılmak, çok istenir olmak.

55

kapış kapış yapmak

üstüne atılmak, aceleyle almak: 'El elin ayıbını terzi kumaşı alır gibi kapış kapış yaptığı için aldırış etmem.' -B. Felek.

39

kapıya dayanmak

1) gelip çatmak: 'Kış kapıya dayandı, daha kömür alamadık.' -R. N. Güntekin. 2) bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak: 'Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.' -İ. O. Anar.

21

kapıyı açmak

1) bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak; 2) bir işte başkalarına örnek olmak.

57

kapıyı büyük açmak

çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak.

42

kapıyı göstermek

kovmak, uzaklaştırmak.

21

kaplumbağa gibi

soğukkanlı ve yavaş hareket eden (kimse).

43

kaput etmek

kâğıt oyununda karşısındakini tek sayı alma imkânından yoksun bırakmak.

47

kaput gitmek (olmak)

1) kâğıt oyununda hiçbir sayı alamamak; 2) argo hiçbir sınavı verememek.

43

kâr bırakmak

kazanç getirmek.

39

kâr getirmek

bir şey para kazandırmak.

40

kar gibi

temiz, beyaz: 'Kar gibi çamaşırları serip eve döndü.' -O. Rifat.

46

kâr koymak

bir şeyin maliyet fiyatı üzerine kâr payını katmak, kazanç koymak.

44

kara kara düşünmek

çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak: 'Kara kara düşünmeye başladım, böyle bir toplantıyı, kim, hangi kurum destekleyecekti?' -M. C. Anday.

52

kara listeye almak

birini, bir grubu, bir ülkeyi sakıncalı veya zararlı görmek.

54

kara para aklamak

yasa dışı yollarla elde edilen parayı yasallaştırmak için yatırım yapmak.

20

kara sürmek

kara çalmak: 'Gericiliği, insanlara kara sürme suçlamalarını kabul etmedi.' -K. Tahir.

25

kara yasa bürünmek

1) aşırı üzülmek; 2) derin derin düşünmek.

44

karabatak gibi

bir görünüp bir ortadan kaybolan (kimse).

24

karaborsaya düşmek

bir mal gizlice pahalıya alınıp satılır olmak.

41