Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ölümle burun buruna gelmek

ölümle sonuçlanabilecek çok büyük bir tehlike ile karşılaşmak.

38

ölümle pençeleşmek

can çekişmek.

92

ölümü gör (öp)

bir konuda karşısındakini ikna etmek için kullanılan yemin sözü: 'Sevim, Beyhan'ın ölümü öp diye ısrarla getirdiği pastasından bir dilim yedi.' -H. Taner.

104

ölümü göze almak

elde etmek istediği sonuç uğruna ölüm de dâhil her türlü tehlikeye açık olmak: 'Daha İstanbul'da iken buna ahdetmiş, bu yolda ölümü göze alarak Anadolu'ya çıkmıştı.' -E. C. Güney.

101

ölümün soluğunu ensesinde duymak (hissetmek)

her an öleceğini beklemek, ölüm korkusu ile dolu olmak: 'Yüz yaşından daha çok insan ne kadar yaşar ki ölümün soluğunu ensemde duyuyorum.' -Y. Kemal.

108

ölümüne susamak

ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak: 'Ölümüne susamış kimse meydana çıksın.' -O. V. Kanık.

104

ölüp ölüp dirilmek

çok sıkıntı, acı çekmek veya çok ağır hastalık geçirmek: 'Çünkü çiçek kokusu. Proust'un tıknefes nöbetlerinde ölüp ölüp dirilmesine yol açarmış.' -S. Birsel.

107

ölür müsün, öldürür müsün?

çok kızılacak bir terslik karşısında kalındığında söylenen bir söz.

107

ölüsü bile yetmek

en zayıf olduğu durumda bile başarılı olmak.

105

ölüsü ortada kalmak

cenazesini kaldıracak kimse bulunmamak.

30

ölüyü güldürmek

çok güldürmek: 'Nadide Hanım, ilahi kadın nereden de bulur? Vallahi ölüyü güldürür, derdi.' -R. N. Güntekin.

98

ömre bedel

bir ömre değecek kadar (iyi, güzel, değerli): 'Orada ümitler ve hayal sukutlarıyla geçen, bir ömre bedel hareketli hayatı!' -R. H. Karay.

108

ömrü uzamak

1) uzun süre yaşamak; 2) çok dayanmak.

38

ömrü vefa etmemek

bir sonuca ulaşmadan ölmek.

105

ömrümün varı

gözümün nuru: 'Yürü dilber, yürü ömrümün varı' -Halk türküsü.

101

ömrüne bereket

'ömrün uzun olsun, var ol, sağ ol' anlamında kullanılan bir söz.

42

ömrüne ömür katmak

sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak.

119

ömür çürütmek

uzun zaman emek vermiş olmak veya boşuna vakit geçirmiş olmak.

35

ömür geçirmek

yaşamak: '... ihtiyar adam hazin bir ömür geçiriyordu.' -F. R. Atay.

100

ömür sürmek

1) iyi ve rahat yaşamak; 2) yaşamı belli şartlar içinde sürüp gitmek.

43

ömürler olsun

eli öpülenin öpene 'çok yaşa' anlamında söylediği bir söz.

33

ömürsün

1) beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz; 2) 'neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren birisin' anlamında kullanılan bir söz.

103

önde gelmek

önemli durumda olmak.

120

öne almak

bir şey veya bir kimseye öncelik tanımak: 'Sıraya koyunca en önemlisini öne almak lazım geldi.' -B. Felek.

85

öne çıkmak

diğerlerinden daha iyi olmasından dolayı dikkat çekmek.

82

öne düşmek

1) önden yürümek; 2) kılavuzluk etmek: 'Siz öne düşün. Ne derseniz onu deriz.' -A. Rasim.

110

öne sermek

ortaya koymak, meydana çıkarmak, göstermek: 'Yendiğimiz orduların bize üstün gelişi, bu çok acı hakikati önümüze serdi.' -O. S. Orhon.

98

öne sürmek

1) birini ilk önce harekete geçmesi için önermek; 2) ileri sürmek.

96

öneride bulunmak

önermek, teklif etmek.

45

önü alınmak

önlenmek: Yangının önü alındı.

85