Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

şaha kalkmak

1) at ön ayaklarını yerden kesip arka ayakları üstünde durmak, şahlanmak: 'Aydınlıktan huylanan atlar şaha kalkarak deli gibi dörtnala ileri atılıyorlardı.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek.

114

şaheser yaratmak

üstün, kalıcı niteliği olan bir eser ortaya koymak, çok önemli bir şey yapmak: 'Şu millî savaş içinde köy kadını başlı başına bir tarih, bir şaheser yaratıyor.' -A. Gündüz.

38

şahit tutmak

birini tanık olarak göstermek: 'Eniştemiz bizi şahit tuttukça babam da istihzalı bir tavır alır, kıs kıs gülerdi.' -A. Ş. Hisar.

103

şahken şahbaz olmak

alay bir kimsenin herhangi bir sebeple çirkinliği veya durumunun kötülüğü artmak.

43

şahsiyat yapmak

söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak.

43

şahsiyata dökmek

şahsiyat yapmak.

34

şaibe altında kalmak (tutulmak)

kusurlu, ayıplı, lekeli sayılmak: 'Yakın zamanlarda bizim parlamentomuz da bu gibi şaibeler altında tutuldu.' -H. Taner.

98

şak diye

ansızın: Şak diye yüzüne vurdu.

96

şaka etmek

bir kimseye eğlenmek amacıyla takılmak.

79

şaka gibi gelmek

bir türlü inanamamak.

93

şaka götürmemek

1) bir durum veya iş hafifsemeye, dikkatsizliğe gelmemek: 'Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez.' -H. R. Gürpınar. 2) şakadan hoşlanmamak.

45

şaka kaldırmak

şakaya dayanmak, katlanmak: 'Bizim oralılar şakacıdırlar, şaka kaldırırlar.' -M. Ş. Esendal.

102

şaka maka derken

'işi ciddiye almadık ama' anlamında kullanılan bir söz: 'Geçen gün, şaka maka derken az daha kavga ediyorduk bu yüzden.' -N. Hikmet.

98

şaka yapmak

şaka niteliğinde bir şey yapmak veya söylemek: 'İlk defa görüştüğümüz hâlde benimle şaka yaptı.' -Ö. Seyfettin.

44

şakakları ağarmak (beyazlanmak)

yaşlanmak: 'Ben o eski adam değilim, şakaklarım nasıl beyazlanmış, görmüyor musun?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

99

şakakları atmak

çok sinirlenmek: 'Kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı.' -Ö. Seyfettin.

31

şakası yok

'hatır gönül tanımaz, gerekeni yapar' anlamında kullanılan bir söz.

34

şakaya almak

söylenilen gerçek sözü şaka gibi kabul etmek: 'Mustafa Kemal Paşa, bu isteği ilk önce şakaya alarak şöyle cevaplandırmıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

32

şakaya gelmek

şakaya katlanır olmak: 'Öyle zannedildiği gibi şakaya gelecek bir adam olmadığını göstermek için bu, ne güzel bir fırsattı!' -R. N. Güntekin.

31

şakaya gelmemek

1) şakaya dayanamamak; 2) hafifsemeye, savsaklamaya gelmemek.

33

şakaya getirmek

ciddi bir şeyi açıktan açığa söyleyemeyip şaka görünümü vererek söylemek: 'Şakaya getirip söyledim, latife ediyordum.' -R. H. Karay.

98

şakaya sığınmak

şakaya vurmak: 'Kaç kez şakaya sığınıp benzer yanıtlar vermişti.' -E. Atasü.

30

şakaya vurmak

ciddi bir söz veya davranışı şaka yoluyla geçiştirmek.

107

şakayı kakaya çevirmek

tkz. şakayken kaka olmak.

99

şakayken kaka olmak

tkz. el ve dil ile yapılan şakadan, hoş olmayan bir sonuç veya kavga çıkmak.

104

şalvar gibi

çok bol (pantolon).

100

şamama gibi

ufak tefek, sevimli (kimse).

92

şamar atmak (indirmek)

şamarlamak.

102

şamar patlatmak

aniden güçlü bir tokat atmak: 'Sağ avucumun bir şamar patlatmak için nasıl kaşındığını hâlâ unutmuyorum.' -T. Uyar.

32

şamaroğlanına dönmek

yerli yersiz suçlanıp azarlanmak.

107