Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

suyu görmeden paçaları sıvamak

henüz hiçbir belirti yokken veya gereğinden çok önceden hazırlanmaya kalkışmak.

103

suyu ısınmak (kaynamak)

tkz. işbaşından uzaklaştırılması yaklaşmak veya gelmek.

44

suyu kesilmiş değirmene dönmek

işlemez, yararsız duruma gelmek.

107

suyu seli kalmamak

sulu yemek kaynaya kaynaya suyu azalmak.

108

suyun akıntısına gitmek

olayların veya durumun gelişmesine göre davranmak, uymak: 'Bunlarda sezilen intibakçı hatta biraz suyun akıntısına giden ruh, Ayşe'nin mizacına pek uymuştu.' -H. E. Adıvar.

44

suyun başı

1) suyun çıktığı yer, kaynak: 'Suyun başına çöküp ellerini, yüzünü yıkamaya koyuldu.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir işin asıl yetkililerinin bulunduğu yer; 3) mec. en çok yarar sağlanacak yer.

43

suyuna gitmek

suyunca gitmek.

112

suyuna tirit

baştan savma, değersiz, özensiz.

90

suyunca gitmek

bir kimseyi sinirlendirmeyecek biçimde davranmak.

113

suyunu almak

kaynatılan yiyeceğin suyunu ayırmak.

97

suyunu çekmek

1) yemek kaynayıp suyu kalmamak; 2) tkz. tükenmek: 'Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti.' -N. F. Kısakürek.

122

suyunun suyu

tavşanın suyunun suyu.

96

sübut bulmak

tanıtlanmak, ispat edilmek: Suç sübut buldu.

122

sükse yapmak

1) başarı kazanmak: 'Paris sosyetesinde büyük sükse yapmıştı.' -A. Gündüz. 2) ilgi çekecek bir durum yaratmak.

48

sükûnet bulmak

sakinleşmek, rahatlamak: 'Azıcık sükûnet bulduktan sonra odayı terk etmediğime sevindim.' -R. H. Karay.

110

sükûtla geçiştirmek

sözü edilmesi gereken bir noktayı söylemeden atlamak, bile bile bir konuya değinmemek.

99

süluk etmek

1) bir işe girmek; 2) bir tarikata girmek.

45

sülük gibi

çok sırnaşık, yapışkan (kimse).

106

sülük vurmak

tedavi amacıyla sülük yapıştırmak.

104

sülün gibi

boylu boslu ve yürüyüşü güzel (kız veya kadın).

105

sümen altı etmek

1) bir evrakın işleme konulmasını engellemek; 2) bir işin yapılmasını geciktirmek.

115

sünger gibi

çok yumuşak.

115

sünnet etmek

erkek çocukta erkeklik organının ucundaki deriyi çepeçevre kesmek.

108

sünnet olmak

sünnet edilmek.

53

sürgit yapmak

iş için uzatmak, sürdürüp durmak.

98

sürgün gitmek (olmak)

1) sürgüne gönderilmek, sürgün cezasına uğramak; 2) olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak, ishal olmak.

42

sürgün vermek

filizlenmek.

100

sürgüne göndermek

ceza olarak bir yere sürmek.

112

sürme çekmek

gözleri sürme ile boyamak: 'Kirpiğine sürme çek, kına yak parmağına.' -R. C. Emek.

98

sürmeyi gözden çekmek

gözden sürmeyi çekmek.

36