Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ayrıntıya inmek

bir konuyu en küçük noktasına kadar inceleyip araştırmak: 'Ne var ki genelleyici bakış açısı, bizi bazen yararlı ayrıntılara inmekten ister istemez alıkoyuyor.' -H. Taner.

96

ayrısı gayrısı olmamak

birbirinden hiçbir şey esirgemeyecek durumda olmak, samimi olmak.

111

ayvayı yemek

argo kötü duruma düşmek, işi bozulmak: 'Ortak bir kaderimiz var biz kadınların, sonunda ayvayı yiyen biz oluyoruz.' -A. Kulin.

37

ayvaz, kasap hep bir hesap

hlk. 'ha öyle ha böyle, ikisi de bir' anlamında kullanılan bir söz.

93

ayyuka çıkmak

1) ses yükselmek: 'Camlar çerçeveler parçalanıyor, küfürler ayyuka çıkıyordu.' -A. Ümit. 2) dedikodu herkesçe duyulmak, yayılmak: 'Rezalet ayyuka çıktı, bütün İstanbul bundan bahsediyor.' -N. F. Kısakürek.

47

az bulmak

yeterli görmemek, az saymak, azımsamak.

37

az buz olmamak

bir şey azımsanacak kadar olmamak: 'Saçlarının tamamı ağarmış. Az buz değil üç yılı doldurduk birlikte.' -A. Kulin.

93

az değil

birinin herhangi bir karakter bakımından göründüğü gibi olmadığını anlatmak için söylenen bir söz: Sen de az değilsin, muziplikte ona taş çıkartırsın.

47

az görmek

1) umduğundan eksik bulmak; 2) azımsamak.

101

az günün adamı olmamak

çok yaşamış, çok görmüş bulunmak.

99

az kaldı (kalsın)

1) bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemesi durumunda kullanılan bir söz: 'Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir işin gerçekleşmemesi söz konusuyken gerçekleşmesi durumunda kullanılan bir söz: 'Az kalsın açmadan onu da buruşturup atacaktı.' -O. Aysu.

37

aza çoğa bakmamak

olanla yetinmek.

107

azamet satmak

büyüklük taslamak, çalım satmak, böbürlenmek.

98

azap çekmek

1) eziyet çekmek, üzüntü içinde olmak; 2) ceza görmek.

35

azap duymak

acı çekmek, üzülmek: 'Bu şehrin, takdir fukaralarının orta malına dönüşmüş olmasından azap duyuyorum.' -A. Boysan.

108

azap vermek

acı çektirmek, üzmek: 'Bu düşünce ona epeyce azap verdi.' -A. Midhat.

35

azar işitmek

azarlanmak.

99

azı çoğa saymak (tutmak)

verilen küçük bir armağanı çok beğenmek.

36

azınlıkta kalmak

bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler, karşı düşünceye oy verenlerden daha az olmak.

98

azizlik etmek

muziplik etmek.

103

aznavur gibi

zalimce davranan.

99

Azrail'e bir can borcu olmak (kalmak)

1) nasıl olsa öleceğini kabul etmek; 2) hiç kimseye borcu kalmamak, bütün borçlarından kurtulmak.

98

Azrail'in elinden kurtulmak

ölümden kurtulmak.

32

Azrail'le burun buruna gelmek

ölümle karşı karşıya gelmek.

35

baba değil, tırabzan babası

çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara hayrı olmayan baba.

31

babalık fırın has işler

babasının parası ile geçinenlere sitem olarak kullanılan bir söz.

101

babana rahmet

tkz. yapılan bir iş, bir davranış karşısında 'Allah senden razı olsun.' anlamında kullanılan bir söz.

111

babasının (babalarının) çiftliği

bir malı veya kuruluşu yalnızca kendi çıkarlarına araç yapanlar için kullanılan bir söz.

90

babasının hayrına

hiçbir çıkar gözetmeksizin: Herkes babasının hayrına çalışmıyor ya!

93

babasının kızı

her yönüyle babasına benzeyen kız çocuğu.

98