Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

babasının oğlu

her yönüyle babasına benzeyen erkek çocuğu.

34

babasız oğlan doğurmak

bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak.

34

bacağına geçirmek

bir şeyi aceleyle giymek.

98

bacak kadar

ufacık: 'Bacak kadar çocuğa da ne oluyordu sanki.' -T. Buğra.

104

bacakları kopmak

çok yorulmak.

93

bacakları tutmaz olmak

yürüyemeyecek duruma gelmek.

104

bacaklarını uzatmak

hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel tembel zaman öldürmek.

106

bacası tütmek

ailenin yaşamı sürüp gitmek.

92

bacası tütmez olmak

aile dağılmak veya işi bozulmak.

35

badem gibi

taze ve gevrek (salatalık).

95

badem olmak

argo sonu kötü olmak, kötü bitmek.

41

bağ bozmak

bağın üzümlerini toplamak.

99

bağın vurmak

çökmemesi için kazı duvarlarını bağınlarla desteklemek.

96

bağırıp çağırmak

öfkeyle bağırmak.

95

bağışıklık kazanmak

1) bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek; 2) mec. korunaklı olmak.

32

bağlanıp kalmak

tutulmak, sevdalanmak: 'Bunca güzellere bağlandım kaldım / Ne bir vefa aldım ne faydalandım' -Halk türküsü.

101

bağlı kalmak

uymak, tabi olmak: 'Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma ant içerim.' -Anayasa.

93

bağrı yanmak

1) üzüntü çekmek, çok acı duymak: 'En büyüğünü kaybeden halk sanatkârının birkaç mısrası ile türkü bize bağrı yanan Anadolu'nun feryadını getirecek.' -B. R. Eyuboğlu. 2) çok susamış olmak.

41

bağrına basmak

1) kucaklamak: 'İzmir'den kalkıp Mısır'a kadar beni görmeye, beni okşamaya, beni bağrına basıp sevmeye gelirdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek: 'Sen onu bambaşka duygularla, heyecanlarla bağrına basmak isteyeceksin.' -E. Bener.

99

bağrına taş basmak

sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak: 'Acı çekerdim ama makul bir çocuktum. Bağrıma taş bastım.' -A. Kutlu.

34

bağrını delmek

çok dokunmak, içine işlemek.

32

bağrını ezmek

üzülmek, dertlenmek: 'Kışlanın uğrunda bir ufak mezar / Anama söylemen bağrını ezer' -Halk türküsü.

93

baharı başına vurmak

alay gençliğin verdiği coşkuyla gereksiz veya aşırı davranışta bulunmak.

105

bahis açmak

belli bir konuda konuşmaya başlamak: 'Senden bahis açılmadıkça susmak isterim.' -S. F. Abasıyanık.

101

bahse girmek (tutuşmak)

görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak.

101

bahsi geçmek

1) bir konu üzerinde konuşulmuş olmak; 2) söz konusu edilmek.

100

bahsi kapamak

bir konu üzerindeki konuşmayı kesmek.

95

bahsi kaybetmek

ileri sürülen, savunulan görüşün yanlış olduğu ortaya çıkmak.

95

bahsi kazanmak

ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.

93