Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

cehennem gibi

çok sıcak.

100

cehennem ol!

'defol!' anlamında kullanılan bir söz.

107

cehennem olup gitmek

defolmak: 'Başımı örtünce cehennem olur giderim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100

cehenneme çevirmek

yaşanılmaz bir duruma getirmek: 'Kafamın çatlaklığı yüzünden bir anda orasını zindana, cehenneme çevirdim.' -R. H. Karay.

102

cehenneme kadar yolu var

'defolsun, istediği yere kadar gitsin' anlamında kullanılan bir söz.

105

cehennemi boylamak

sevilmeyen bir kimse ölmek.

90

cehennemin bucağı (dibi)

çok uzak yer: 'Var git de ne hâlin varsa gör! Cehennemin dibine kadar yolun var!' -N. Hikmet. '... inerseniz çok büyük sevaba girmiş olursunuz. Yoksa bilirsiniz ki ben, cehennemin bucağı olsa giderim...' -O. C. Kaygılı.

94

cehennemin dibine gitmek

kızılan bir kimse defolup gitmek.

42

ceketini alıp çıkmak

1) ilişkisini tamamen koparmak; 2) hiçbir şey almadan birlikteliği bitirmek, ortaklıktan ayrılmak.

110

cellat gibi

acımasız.

112

cemaate uymak

içinde bulunulan bir topluluğa uyarak davranmak.

34

cemaatle namaz kılmak

imama uyarak namaz kılmak.

99

cemre düşmek

sıcaklık yükselmek: Bugün cemre suya düştü.

42

cenaze gibi

benzi sararmış.

48

cenazeyi kaldırmak

1) ölüyü gömmek üzere götürmek; 2) ölüyü gömmek; 3) mec. ortada kalan bir işi bitirmek.

106

cendereye sokmak

manevi baskı altına almak: 'Böyle sabit bir görüş tarzı, fikir ve hayali bir cendereye sokmak demektir.' -N. Hikmet.

49

cennet gibi

güzel, bakımlı (yer): 'Bu cennet gibi yerler gözümde zindan kesiliyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114

cennete çevirmek

temiz, bakımlı, güzel bir yer durumuna getirmek.

103

cennete dönmek

güzel, rahat yaşanılır, bakımlı bir yer durumuna gelmek.

96

cep harçlığını çıkarmak

günlük masrafını karşılayacak kadar kazanç sahibi olmak: 'Tuttuğu odayı, ayda üç bin Frankla başkasına veriyor; arada hiç olmazsa cep harçlığını çıkarıyordu.' -A. İlhan.

123

cep yakmak

çok pahalı olmak.

97

cephe açmak

savaş olmayan bir bölgede, savaşa hazırlanmak ve başlamak: 'Avusturyalılara karşı Makedonya'da cephe açarak Selanik'e otuz bin asker çıkardılar.' -N. Cumalı.

114

cepheden cepheye koşmak

durmadan değişik cephelerde savaşmak, yılmak bilmemek.

102

cepten harcamak

bir başkasının söylemediği bir sözü söylemiş gibi aktarmak.

103

cepten vermek

kendi kesesinden, kendi malından ödemek: 'Kâğıt parasını oyuna başlamadan peşinen cepten vereceğiz.' -K. Tahir.

90

ceremesini çekmek

başkasının yol açtığı zararı ödemek.

98

cereyan çarpmak

elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak.

103

cereyana kapılmak

1) elektrik akımıyla çarpılmak; 2) suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek; 3) bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak.

137

cereyanda kalmak

1) kapalı bir yerde, karşılıklı açık pencere veya kapı arasında meydana gelen hava akıntısında kalmak; 2) buna bağlı olarak üşütmek.

105

cerre çıkmak

medreselerde okuyan softalar para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağılıp imamlık veya müezzinlik yapmak: 'Padişahlardan birinin torunu çıkageldi, yarı ümmi bir adamla cerre çıkmıştı.' -R. H. Karay.

95