Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

çenesi düşmek

yerli yersiz konuşup gevezelik etmek.

117

çenesi kilitlenmek

alt ve üst çene sımsıkı bir durumda bir araya gelmek.

34

çenesi oynamak

1) bir şey yemek: 'Yavrum gelinim! Kapının önünden yemiş mi aldın? Ölmüşlerinin canı için biraz da bana tattır; canım sıkılıyor, azıcık çenem oynarsa sevinirim.' -H. R. Gürpınar. 2) çok konuşmak.

104

çenesine vurmak

aşırı derecede konuşmak, gevezelik etmek.

107

çenesini açmak

1) çok konuşmasına sebep olmak: 'Fakat bu inat, Emine'nin çenesini açmış; kızın ne kadar kusuru varsa babasından geldiğini söylerken Tevfik'e ağzını açmış, gözünü yummuştu.' -H. E. Adıvar. 2) çok konuşmak, gevezelik etmek.

102

çenesini bağlamak

1) ölen bir kimsenin çenesi altından geçirilen tülbendi başının üstünde düğümlemek; 2) mec. bir kimsenin ölümünü istemek.

35

çenesini dağıtmak

iyice dövmek.

100

çenesini kapatmak

susturmak.

94

çenesini tutmak

ağzını tutmak.

105

çenesinin bağı çözülmek

gevezelik etmek, yerli yersiz, sürekli konuşmak: 'Çenesinin bağı çözülmüştü, cıvıldıyor, annesinden, babasından söz açıyordu.' -O. Kemal.

100

çengel atmak

bir konuya taraftar toplama girişiminde bulunmak.

95

çengel takmak

uğraşmak veya kötülük etmek için el atmak.

37

çeşni tutmak

ekmekçilikte una karıştırılacak suyun oranını belirtmek.

99

çetele çekmek (tutmak)

hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çizmek.

89

çeteleye dönmek

insanın yüzünde veya başka bir tarafında birçok kesik ve sıyrık oluşmak.

92

çevir kazı yanmasın

alay karşısındakine dokunacak yersiz bir söz söylediğini fark eder etmez sözünü çevirmeye kalkışanlara söylenen bir söz.

114

çeyiz düzmek

çeyiz hazırlamak: 'Kazandığını bir yana atar, kendine çeyiz düzer.' -M. Yesari.

35

çıbanın başını koparmak

ağır bir sorunun patlak vermesine yol açmak.

92

çığ gibi büyümek

bir olay birdenbire ve etkileyici bir biçimde büyümek.

116

çığır açmak

bir alanda yeni bir yol, yöntem başlatmak: 'Hepsi birden Atatürk'ün açmakta olduğu bir çığırda çalışıyorlardı.' -A. Erhat.

133

çığlık atmak (koparmak, basmak)

kulak tırmalayıcı korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak: 'Deve acı bir çığlık atarak yere yığıldı.' -N. F. Kısakürek. 'Bir gün işte bu çalgı çalınırken küçük kız olanca kuvveti ile tepinmeye, çığlık basmaya başlamıştır.' -H. E. Adıvar.

97

çıkar gözetmek

çıkarına bakmak.

104

çıkarına bakmak

yalnızca kendini ve kendi durumunu gözeterek çıkar sağlamak.

36

çıkarını tepmek

1) kendisine yarar sağlayacak bir şeyi veya bir durumu istememek; 2) kendisine yarar sağlayacak bir şeyden veya durumdan yararlanmamak.

97

çıkıntılık etmek

1) itiraz etmek; 2) yolunda giden işi bozmak.

38

çıkış almak

1) işten ayrılmak; 2) çıkış belgesi almak.

99

çıkış vermek

belge düzenleyip işine son vermek.

36

çıkış yapmak

1) bir tartışmada, karşı düşüncede olanları alt etmek için sert davranışta bulunmak; 2) ask. uçak herhangi bir görevle havalanmak.

102

çıkmaz ayın son çarşambası

şaka işin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.

118

çıkmaza girmek

bir iş çözümlenemeyecek, içinden çıkılmayacak bir duruma düşmek: 'Kıbrıs sorunu, şu ya da bu siyasal oyunla, yeniden çıkmaza girecektir.' -T. Halman.

99