Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

esrara dalmak

sırlara gömülmek: 'Sular büsbütün kararınca Boğaz'ın hayatı da büsbütün esrara dalar.' -A. Ş. Hisar.

100

estek köstek etmek

oyalamak, yersiz bahaneler bulmak, işten kaçınmak.

98

eş tutmak

talimde veya oyunda ikişer olmak için arkadaş seçmek.

38

eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek

tkz. güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak.

107

eşeğin kuyruğu gibi

her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan: 'Benim aylığım eşeğin kuyruğu gibi ne kısalır ne uzar.' -M. İzgü.

96

eşeğini sağlam kazığa bağlamak

işini güven altına almak.

39

eşek derisi gibi

1) derisi çok kalın; 2) mec. duygusu az, duygusuz.

118

eşek gibi

kaba, düşüncesiz.

40

eşek kadar

hkr. büyük, iri, aşırı derecede gelişmiş.

100

eşek sudan gelinceye kadar dövmek

tkz. adamakıllı dövmek: 'Uslu otur yoksa ufak bir münasebetsizliğini duyarsam eşek sudan gelinceye kadar döverim, kemiklerin kırılır, anladın mı?' -R. H. Karay.

100

eşekten düşmüş karpuza (düşmüşe) dönmek

argo 1) çok şaşırmak, donup kalmak; 2) kötü bir duruma düşmek: 'Bunlar ezberlerindeki mânileri söylerler, dağarcıklarında mâni kalmayınca da eşekten düşmüş karpuza dönerler.' -S. Birsel.

43

eşi manendi (menendi, benzeri) olmamak (bulunmamak, yok)

benzeri olmamak: 'Allah rahmet eylesin, eşi menendi bulunmaz bir adamdı Nazmi Albay.' -A. Ümit. 'Bir iki çıkışı, Arap Kadir'in bir eşi benzeri bulunmadığı gerçeğini ortaya koymuştu.' -K. Korcan. 'Bizim dairenin müdürünün bir eşi benzeri daha yoktur.' -M. İzgü.

110

eşiğine yüz sürmek

bir dilekte bulunmak için bir kişiye yalvarmaya gitmek.

110

eşiğini aşındırmak

işini yaptırmak için bir yere çok gidip gelmek.

103

eşik (eşiğini) atlamak

1) herhangi bir konuyu doyasıya yaşayarak belli bir olgunluğa ulaşmak: 'Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ızdırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.' -A. H. Tanpınar. 2) engelleri aşmak, zorlukları yenmek.

125

eşkıya gibi

yüzü, bakışları ve kılığı korkunç olan.

101

et bağlamak

1) şişmanlamak; 2) yara kapanmak.

97

et tırnak olmak

sıkı aile bağı kurmak.

48

et tutmak

et bağlamak: 'Ye de biraz et, can tut.' -R. H. Karay.

104

ete kemiğe dönüştürmek (büründürmek)

canlandırmak: 'Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.' -S. İleri.

97

eteğe varmak

yardım istemeye gitmek.

36

eteği ayağına dolaşmak

eli ayağı dolaşmak.

101

eteği kirlenmek

kadının namusuna dokunulmak.

106

eteğinde namaz kılınmak

içi dışı çok temiz kişi olmak.

100

eteğindeki taşı dökmek

bütün bildiklerini açıklamak.

96

eteğinden ayrılmamak

peşini bırakmamak: 'Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu.' -R. H. Karay.

116

eteğinden el çekmek

1) etliye sütlüye karışmamak; 2) birini tacizden vazgeçmek.

107

eteğine düşmek (sarılmak)

yalvarıp yakarmak.

40

eteğine yapışmak (sığınmak)

birinin koruyuculuğu altına girmek.

38

eteğini başına atmak (sarmak)

birini azarlamak, onur kırıcı sözlerle suçlamak.

98