Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ev açmak

1) ayrı bir eve yerleşmek, ayrı bir eve geçmek; 2) evlenmek.

105

ev bark yıkmak

karı kocayı birbirinden ayırmak: 'Bir kızı vardı ki dünyanın bütün kusurları bir araya gelse onun kadar ev bark yıkamazdı.' -P. Safa.

99

ev bozmak

1) karı koca ayrılmak; 2) karı kocanın ayrılmalarına sebep olmak.

112

ev ev dolaşmak (gezmek)

her eve uğrayarak dolaşmak.

112

ev işletmek

genelev sahibi olmak.

105

ev tutmak

ev kiralamak: 'Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk.' -Ö. Seyfettin.

41

evci çıkmak

tatil günlerinde okul, kışla vb.nden eve gelmek.

114

evde kalmak

tkz. kızın evlenme çağı geçmiş olmak: 'Hiç evlenmeyen kız olur muymuş, evde kalmış mı dedirtecen kendine?' -E. Işınsu.

46

eve çıkmak

1) aileden ayrılıp ayrı bir evde oturmak; 2) öğrenci yurttan ayrılıp ev kiralayarak yaşamak: 'Öğrencilerin bir bölümü, ilk yılı yurtta geçirse bile ikinci yıldan başlayarak eve çıkmayı yeğler.' -A. Cemal.

112

evin bağlamak

ürün tanelenmek, tane bağlamak, olgunlaşmak.

98

evirip çevirmek

iyice, istediği gibi, adamakıllı gözden geçirmek.

103

evlerden ırak (uzak)

hlk. ölüm veya kötü bir durumdan söz edilirken dinleyenlerin aynı durumla karşılaşmamalarını dilemek için söylenen bir söz: Evlerden ırak, dağ gibi delikanlı iki günde devrildi gitti.

36

evlere şenlik

alay beğenilmeyen, olumsuz karşılanan bir durum, bir davranış karşısında söylenen bir söz.

104

evliya gibi

1) uysal (kimse); 2) iyi ahlaklı (kimse).

100

evrat çekmek

okunması âdet olan duaları ve Kur'an ayetlerini sürekli tekrarlamak: 'Geceleri Hüsnü'nün evinde toplanır, zikreder, evrat çekerlermiş.' -M. Ş. Esendal.

103

evvel zaman içinde, kalbur saman içinde

'çok zaman önce' anlamında bir tekerleme.

115

eyer boşaltmak

1) cirit oyununda hedef olmaktan kurtulmak için eyer üzerinde sağa sola eğilmek; 2) saldırıları boşa çıkaracak önlemler almak.

108

eyer kapatmak (kapamak)

eyeri atın sırtına koyup bağlamak.

37

eyer vurmak

eyeri hayvanın sırtına koyup bağlamak.

107

eyeri boş kalmak

atın binicisi ölmek.

105

eylem koymak

eylemde bulunmak.

95

eylemde bulunmak

toplu hâlde hareket etmek: 'Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.' -Anayasa.

102

eyleme geçmek

tasarlanan bir işi uygulamaya başlamak.

110

eyvallah demek

1) hoş görerek kabul etmek veya edilmek: 'Mersi denir. Sonra teşekkür edilir. Eyvallah denir, çok mersi denir.' -S. F. Abasıyanık. 2) hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek.

104

eyvallah etmemek

birinden yardım istememek, gönül borcu olmamak, boyun eğmemek: 'Ben kimseye eyvallah etmeyeceğim, dedi. Bir gece amcasının konağından kaçtı.' -Ö. Seyfettin.

106

eyvallahı olmamak

kimseye gönül borcu, minneti olmamak.

34

eyyam görmek (sürmek)

iyi günler geçirmek, mutlu zamanlar yaşamak.

38

eyyam ola!

'havanın iyi olmasını dilerim' anlamında kullanılan bir söz.

105

ez de suyunu iç

değersiz, yararsız şeyler için kullanılan bir söz.

102

ezber bozmak

birinin sahip olduğu düşüncenin yanlış olduğunu göstermek.

101