Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gözünü karartmak

bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek.

39

gözünü kin bürümek

intikam alma duygusundan başka bir şeye önem vermemek: 'Gözünü kin bürümüş, doğruyu eğriyi seçemiyor, kurunun yanında yaşı da yakacak.' -A. İlhan.

105

gözünü sevda (aşk) bürümek

ondan başka hiçbir şeyi düşünmemek, tamamen ona bağlanmak: 'Senin gözünü sevda bürümüş, bey, dedi. Sen bir İzmir'e git de gönlünü eğle!' -S. Ali.

105

gözünü sevdiğim

okşamalık olarak kullanılan bir söz.

98

gözünü seveyim

tkz. birinden bir şey isteneceği zaman kullanılan söz.

36

gözünü toprak doyursun

kendinden olan veya kendisine verilen şey ne kadar çok olursa olsun, bununla yetinmeyenler için söylenen bir ilenme sözü.

41

gözünü üstünden ayırmamak

sürekli denetim altında bulundurmak: 'Buna rağmen, bir şey yakalamak ümidiyle gözünü üstünden ayırmadığını hissediyordu.' -R. N. Güntekin.

95

gözünü yıldırmak

gözünü korkutmak: 'Hem de oraya kadar sürüklenmek, hanlarda birçok para harcamak, günlerce işten güçten kalmak köylülerin gözünü yıldırır.' -N. Nâzım.

34

gözünü yummak

1) gözünü kapamak; 2) mec. ölmek: 'Atatürk, o zaman için çaresiz bir hastalıktan gözünü yumduğu sırada altmışına basmamıştı.' -B. Felek.

100

gözünün çapağını silmeden

sabahleyin uyanır uyanmaz.

95

gözünün içine baka baka

cesaret ve soğukkanlılıkla.

102

gözünün önünden geçmek

hatırlamak: 'Selma Hanım'ın salonlarında gördüğü tipler birer birer gözünün önünden geçti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

106

gözünün önünden gitmemek

bir türlü unutamamak.

104

gözünün önüne gelmek

bir şeyi zihinde canlandırmak, tasarlamak, hatırlamak: 'Doğduğum köydeki çocukluğum, İstanbul'a gelişimiz, mektep, Avrupa. Hep gözümün önüne geldi.' -Ö. Seyfettin.

105

gözünün önünü görmemek

sisten, pustan dolayı etrafını görememek.

44

gözüyle (gözleriyle) tartmak

kim ve ne olduğunu anlamak için dikkatle bakmak: 'Beni gözleriyle tartarak önümden geçti, sonra geri döndü geldi, oturmakta olduğun tahta sıranın ucuna ilişti.' -O. Kemal.

38

gözüyle görmek

bir olaya tanık olmak.

103

gözyaşına boğulmak

çok ağlamak.

100

gradosu düşmek

argo itibarı azalmak, derecesi düşmek: 'Kızda insanlığın ve her türlü kabiliyetlerinin gradosu seneden seneye düşerken, böyle sevginin aslındaki temizlikle devam etmesine imkân yoktu.' -R. N. Güntekin.

99

granit gibi

güçlü, dayanıklı, sert.

110

gurbet çekmek

doğup yaşadığı yerleri özlemek.

107

gurbete (gurbet ele) düşmek

aile ocağından uzak bir yere gitmek.

103

gurbete çıkmak

doğup yaşanılan yerden uzaklaşmak.

103

gurk etmek

tavuk kuluçkaya yatmak isterken veya yavrularını çağırırken 'gurk gurk' diye ses çıkarmak.

95

gurk olmak

kuluçkaya yatmaya hazırlanmak.

101

gurka yatmak

tavuk civciv çıkarmak için yumurta üzerine oturmak.

107

gurup etmek

güneş, batmak: 'Güneş kuru bir kütük ateşi gibi kımıldayan al alevler arasında gurup ediyordu.' -A. H. Müftüoğlu.

37

gurur duymak

gururlanmak: 'Bu acıya kendi sebebiyet verdiğini hissetmekten gurur duyuyordu.' -H. E. Adıvar.

57

gurura kapılmak

büyüklenmek, gururlanmak: 'Sataşmalarını artırıyor ve yersiz bir gurura kapılıyordu.' -K. Korcan.

135