Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gururuna ağır gelmek

kişiliğine zor gelmek, büyüklüğünün zedelendiğini düşünmek.

104

gururuna dokunmak

kişiliği zedelenmek, onuru kırılmak.

46

gururunu ayakaltına almak

her türlü fedakârlığı göze alıp ödün vermek, ilkelerden vazgeçmek.

100

gururunu okşamak

yüzüne karşı değerlerini belirterek bir kimseyi duygulandırmak: 'Genç, güzel bir kızın kendisinden hoşlandığını görmek, gururunu okşuyor.' -N. Cumalı.

104

güce sarmak

bir iş güç bir duruma gelmek, güçleşmek.

42

gücü gücü yetene

haklılığa değil kaba kuvvete veya güce dayanılarak.

34

gücü kesilmek

kuvveti, takati azalmak: 'Yavaş yavaş gücüm kesiliyor, işte o zaman ağlamaya başlıyorum.' -N. Eray.

101

gücü yetmek

eldeki imkânlarla ancak altından kalkabilmek, üstesinden gelebilmek: 'Zaman zaman, şiirin ne olduğunu elimin erdiği, gücümün yettiği kadar anlatmaya çalıştım.' -O. V. Kanık.

104

gücüne koşmak

bir sorunun kolay çözümü varken onu güçleştirmek.

107

güç gelmek

bir şeyin yapılmasında zorluk ve sıkıntı ile karşılaşmak.

98

güç mevkide kalmak

içinden çıkılması zor bir durumda bulunmak: 'Hemen kararını vermekten âciz olan Hasan ne kadar güç bir mevkide kalmıştı?' -O. C. Kaygılı.

44

güçlüğü (güçlükleri) yenmek

bir güçlüğü, zorluğu ortadan kaldırmak.

97

güçlük çekmek

1) maddi açıdan sıkıntı içinde olmak; 2) mec. zorlanmak: 'Cellat bana bu aynanın evveliyatını anlattığında ona inanmakta güçlük çektim.' -İ. O. Anar.

112

güçlük çıkarmak

bir şeyin gerçekleşmesini engelleyici sebepler ileri sürmek: 'Ancak çoğu sansür görevlisi de rüşvet alabilmek için güçlük çıkarıyordu.' -M. And.

98

güçsüz düşmek

gücü yetmemek: 'Silahlarından birini elinden bırakmış, güçsüz düşmüştür.' -N. Cumalı.

46

güdük kalmak

1) büyüyememek, küçük, bodur kalmak; 2) mec. bitmemiş, sonuç vermemiş durumda olmak.

114

gül gibi

çok iyi, çok güzel: 'Herkes evinin önünü temizlesin, şehir gül gibi olur.' -T. Buğra.

98

gül gibi bakmak

1) geçimini para sıkıntısı olmadan sağlamak; 2) iyi, temiz bakmak: Çocuğuna gül gibi bakıyor.

118

gül gibi geçinmek (yaşamak)

1) çok iyi anlaşmak, geçinmek; 2) pek geniş olmayan bir imkânla rahat, sıkıntısız yaşamak: 'Allah bereket versin, gül gibi geçiniyorum.' -R. N. Güntekin.

109

gül üstüne gül koklamamak

bir sevgili üstüne bir ikincisini sevmemek.

105

güler misin, ağlar mısın!

hem gülünecek hem üzülecek nitelikteki şaşırtıcı olaylar karşısında söylenen bir söz.

106

gülerken ısırmak

iyilik yapar görünüp kötülük yapmak.

43

gülle gibi

1) çok ağır; 2) hâlsiz, yorgun argın: 'Ayakkabılarını giymeden gülle gibi çocukların yanına düştü.' -O. C. Kaygılı.

107

gülleri yarılmak

çok keyiflenmek: 'Kahpe karının neredeyse gülleri yarılacaktı.' -O. Kemal.

109

gülmekten kırılmak (katılmak, yarılmak)

aşırı derecede gülmek: 'Ahali gülmekten kırılıyordu.' -R. N. Güntekin.

144

gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz

birinin uygunsuz özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz.

118

gülüp geçmek

umursamamak, aldırış etmemek, üzerinde durmamak: 'Bizi şimdi böyle görse yine sadece gülüp geçer miydi?' -O. C. Kaygılı.

111

gülüp oynamak (söylemek)

neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek.

121

güm güm atmak

kalp heyecanla çarpmak: 'Göğsünün nasıl güm güm attığını fark eder, ne olur diye meraka düşmekten kendini alamazdı.' -N. Cumalı.

45

güm güm etmek

derinden yankılı ses olmak, ses çıkmak.

41