Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

güme gitmek

tkz. 1) anlaşılmamak: 'Ama sözleri motor gürültüsünün içinde güme gitti.' -H. Taner. 2) boşu boşuna ölmek, hiç uğruna ölmek: 'Baktım ki güme gideceğim, yavaşça kayığın baş yanına gittim ve kendimi denize salıverdim.' -Halikarnas Balıkçısı. 3) değeri anlaşılmadan yitip gitmek: 'Gelgelelim çağın sansürü, dine karşı çıkıyorsa Yunus'un nice imanlı şiiri güme gidecekti, demektir.' -T. Halman.

108

güme götürmek

anlaşılmasını engellemek: 'Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır.' -N. F. Kısakürek.

97

gümleyip gitmek

argo beklenmedik bir zamanda ansızın ölmek: 'Bütün incelikleri titizlikle gözeten bir kadın olduğu için kırk altı yaşında gümledi gitti annem.' -T. Uyar.

93

gümrük koymak

engel olmak, kısıtlamak: 'Yalnız hareketlerime değil, sözlerime de gümrük koyacak.' -R. N. Güntekin.

38

gümrükten mal kaçırır gibi

yangından mal kaçırır gibi.

53

gün ağarmak

tan yeri aydınlanmak: 'Kalın perdenin ardında gün ağarmıştı.' -Y. Atılgan.

102

gün almak

1) bir iş görmek için ilgili kişiden bir gün ayırmasını istemek, randevu almak: Doktordan gün almam gerekir. 2) belirli bir yaşı bitirdikten sonra girdiği yaştan süre almak: Beş yaşından iki gün aldı.

107

gün atmak

hlk. 1) davayı ileri bir tarihe bırakmak; 2) güneş doğmak: 'Süleyman kâhya gün atıncaya kadar çadırların arasında dolaştı.' -Y. Kemal.

103

gün batmak

güneş batmak.

101

gün doğmak

sabah olmak.

111

gün eylemek

gün geçirmek: 'Çıksam yüksek bellere gün eylesem / Acep nazlı yâr duyar mı ola?' -Halk türküsü.

96

gün geçirmek (öldürmek)

boş şeylerle vakit geçirmek.

49

gün gibi açık

çok açık, çok belli.

48

gün görmemek

sıkıntı içinde yaşamak: 'Üçü de kocadan gün görmemişler, üçü de mazlum ve boynu bükük kadın...' -A. Erhat.

107

gün kavuşmak

güneş batmak, akşam olmak: 'Gün kavuşurken Handune'nin de hareket derecesi artmış.' -E. E. Talu.

100

gün koymak

yapılacak bir iş için gün belirlemek.

50

gün saymak

herhangi bir iş veya olayın belirlenmiş süresinin sonunu heyecanla beklemek.

110

gün yemek

hapis cezası almak: 'Arkadaşım altı ay gün yedi.' -A. Gündüz.

104

gün yüzü görmemek

1) güneş ışığından uzakta kalmak, ışık görmemek; 2) mec. hiç kullanılmamak, yeni kalmak.

116

gün yüzü görmemiş (söz, küfür)

1) hiç kullanılmamış; 2) ortalığa çıkmamış; 3) çok ağır hakaret içeren.

108

günah çıkarmak

1) Hristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak; 2) mec. kötü davranışlarını, suçlarını açıklamak, anlatmak: 'Sözlerinin ardında sitem vardı ama daha çok günah çıkarıyordu.' -A. Kutlu.

101

günah işlemek

günah sayılan davranışta bulunmak: 'Bedia'yı terk edersem büyük bir günah işlemiş olacağım.' -P. Safa.

105

günah olmak

yazık olmak: Bu mala bu kadar para vermek günah olur.

110

günaha girmek

dinî bakımdan suç sayılan bir iş yapmak: 'Ben bunu kitaplıkta saklayarak günaha giriyorum.' -S. Birsel.

111

günaha sokmak

günah işlemesine yol açmak.

107

günahı (günahı vebali) boynuna

'ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer' anlamında kullanılan bir söz: 'Günahı boynuna, doping de yapıyormuş.' -H. Taner.

114

günahı kadar sevmemek

sevmemek, nefret etmek: 'Kışın çok karlı, tipili günlerinden başka günlerini günahı kadar sevmezdi.' -O. C. Kaygılı.

113

günahını vermez

çok cimri.

97

güncelliğini korumak

önemini sürdürmek, yitirmemek: 'Bu sorun hâlâ bütün güncelliğini korumaktadır.' -S. İleri.

56

güncelliğini yitirmek

süre aşımına uğrayarak önem ve değerini yitirmek: 'Güncelliklerini yitirdikçe ölen o yazılar gibi şiirler de ölür.' -N. Cumalı.

107