Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

havanın gözü yaşlı

'nerede ise yağmur yağacak' anlamında kullanılan bir söz.

113

havasına uymak

1) bulunduğu çevre ve ortamı benimsemek; 2) birinin huyunu almak.

108

havasını almak

1) kalorifer peteğinde oluşan havayı boşaltarak sıvı maddenin dolmasını sağlamak; 2) mec. birinin eli boş çıkmak; 3) mec. birini sakinleştirmek; 4) mec. karşıdaki kişinin böbürlenmesinin boşuna olduğunu ortaya çıkarmak.

113

havasını bulmak

keyiflenmek, neşelenmek.

103

havaya girmek

1) hazır olmak; 2) kibirlenmek.

47

havaya gitmek

hiçbir şeye yaramamak, boşa gitmek.

110

havaya pala (kılıç) sallamak

boşuna, gereksiz çaba harcamak.

109

havaya savurmak

gereksiz yere harcamak.

56

havaya uçmak

1) patlama dolayısıyla zarar görmek; 2) mec. havaya gitmek.

48

havayı bozmak

bir topluluğun keyfini kaçırmak: 'Şirket kurulalı beri Nihat kadar ticarethanenin havasını bozan bir memur gelmemişti.' -H. E. Adıvar.

83

havayı koklamak

1) bir yere göz atmak; 2) gelişmeleri veya ortamı anlamaya çalışmak.

56

havlu atmak

1) sp. çalıştırıcı, sporcusunun karşılaşmayı terk ettiğini bildirmek için ringe havlu fırlatmak; 2) başarısızlığını kabul edip mücadeleyi bırakmak, pes etmek.

114

havsalası almamak

aklı kabul edememek: 'Bir genç kızın evinden başka bir yerde sabahlamasını havsalası almıyormuş.' -A. İlhan.

119

havsalasına sığmamak

1) aklı almamak, kavrayamamak; 2) kabul edememek.

106

havyar kesmek

argo çalışmadan vakit geçirmek, vakti boşa harcamak: 'Bu adam bir gün doğar, fena bir aile içine girer, haylaz olur, mektebin arka sıralarında havyar keser, daima tekdir edilir.' -P. Safa.

115

hay hayı gitmek vay vayı kalmak

sağlığını, gençliğini yitirerek yakınır duruma gelmek.

112

hayâ perdesi yırtılmak

utanç duymamak: 'Atalarımızın ar ve hayâ perdesi yırtılmak diye pek düşündürücü bir tabirleri vardır.' -R. N. Güntekin.

110

hayal gibi

ince, zarif: 'Dudaklarının kenarından hayal gibi beyaz bir dil geçti.' -S. F. Abasıyanık.

112

hayal kırıklığına uğramak

çok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmemesinden üzüntü duymak: 'Bir hafta sonra sargıları açıp eserini incelediğinde hayal kırıklığına uğradı.' -İ. O. Anar.

117

hayal kurmak

gerçekleşmesi istenen, özlenen şeyi düşünmek: 'Biz böyle hayal kurarken rüzgâr çıktı.' -A. Erhat.

112

hayal olmak

1) gerçekleştirilememek; 2) geçmişte kalmak, hatıra olmak.

53

hayale dalmak

dış dünyadan uzaklaşarak gerçekleşmesi istenilen şeyleri veya hatıraları düşünmek.

110

hayale kapılmak

hayallerin etkisi altında kalmak: 'Yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti.' -R. H. Karay.

109

hayalî fenere dönmek

çok zayıflamak.

45

hayalinden geçirmek

olmasını istemek, düşünmek: Fransa'ya gitmeyi hayalinden geçirirdi.

104

hayat geçirmek

yaşamak, varlığını sürdürmek: 'Gayet parlak ve kibar bir hayat geçiriyordu.' -Ö. Seyfettin.

42

hayat memat meselesi (yapmak, olmak)

ölüm kalım meselesi.

115

hayata atılmak

geçim sağlamak üzere çalışmaya başlamak: 'Altı yıllık ortaöğretim bitirmek, hayata atılmanın ilk koşulu sayılır orada.' -A. Erhat.

48

hayata bağlamak

yaşamayı sevdirmek, hayattan kopmamak: 'Bu sıcak ve içten ses Fikret'i hayata bağlıyor, yaşama sevincini artırıyordu.' -R. Enis.

104

hayata geçirmek

uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak.

104