Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

hayata küsmek

bezgin, kötümser olmak, yaşama isteğini yitirmek: 'Adi günlerde size öyle gelir ki bunlar hayata küsmüş insanlardır.' -R. N. Güntekin.

44

hayatı kaymak

her işi ters gitmek, mahvolmak.

114

hayatına girmek

yaşamında yer almak.

99

hayatından çıkarmak

ilgisini, ilişkisini tamamen kesmek: 'Beni sırf, Müslüman olmayan bir erkeği sevdim diye hayatından çıkaran babamın evine dönmeyeceğim.' -A. Kulin.

104

hayatını (birine) borçlu olmak

1) biri tarafından ölümden kurtarılmış olmak; 2) birinin yaşamı bir başkasının desteği ile sağlanmış olmak: Bu hayatımı ağabeyime borçluyum.

107

hayatını kazanmak

geçimini sağlamak: 'Hayatımı kazandığımda senin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmam.' -A. Kutlu.

94

hayatını yaşamak

her türlü baskıdan uzak, dilediğince, gönlünce yaşamak.

100

hayatının baharında olmak

hayatının en güzel dönemini yaşıyor olmak.

107

hayatının baharını yaşamak

hayatının en güzel günlerini yaşamak.

44

haybeye kürek çekmek

boşu boşuna uğraşmak.

104

haydi canım sen de

'böyle şey olmaz, sana inanmam' anlamında kullanılan bir söz.

103

haydi oradan

1) kovmak, azarlamak için kullanılan bir söz; 2) haydi canım sen de.

101

haydut gibi

1) insana korku veren, iri yarı (kimse); 2) yaramaz ve sevimli (çocuk).

113

hayır beklememek

iyilik ummamak, yararlı olacağını sanmamak.

99

hayır dememek

bir şeyi geri çevirmemek.

107

hayır dua almak

kendisi için iyi dilekte bulunulmak.

100

hayır dua etmek

iyi dileklerde bulunmak.

85

hayır gelmemek

yararlı olmamak: 'Sevmeden yapılan işten hiç kimseye hayır gelmez.' -B. R. Eyuboğlu.

104

hayır işlemek

dine ve insanlığa uygun, iyi bir davranışta bulunmak.

108

hayırdır inşallah

1) anlatılan bir rüyayı iyiye yormak için kullanılan bir söz; 2) şaşma ve merak veren olgular karşısında söylenen bir söz: 'Hayırdır inşallah, rüya mı gördün böyle birdenbire?' -Ö. Seyfettin.

103

hayızdan nifastan kesilmek

1) menopoza girmek; 2) verimsiz olmak.

102

hayra alamet değil

uğursuz sayılacak bir olay için kullanılan bir söz: 'Bu hayra alamet değil, dedi vali, etrafındakilere.' -A. Kulin.

101

hayra yormak

rüya veya olayı iyi bir durumun belirtisi saymak: 'Aslına bakılırsa aktör olmayı rüyasında görse hayra yormazdı.' -A. İlhan.

106

hayran etmek (bırakmak)

hayranlık duygusu uyandırmak, çok beğenilmek: 'Mükemmel seciyeler, kafiyeler yapar, hafızamıza, nüktelerimize onları hayran ederdik.' -Ö. Seyfettin.

114

hayran olmak (kalmak)

çok beğenmek: 'Birkaç defa görüşmüş, mimarideki fikirlerine, zevklerine, görüşlerine hayran olmuştum.' -Y. K. Beyatlı.

105

hayranlık duymak

çok beğenmek, tutkuyla bağlanmak: 'Her zaman, uyumayı düşündüğü anla uykuya dalması bir olan yapısına hayranlık duymuşumdur.' -A. Kutlu.

39

hayrete (hayretlere) düşmek

şaşakalmak, şaşırmak: 'Vaktiyle Göksel bile bu soğukkanlılığım karşısında hayrete düşmüştü.' -N. Hikmet.

118

hayrette (hayretler içinde) kalmak

şaşakalmak, şaşırmak: 'İşin evveliyatını bilmeyen ırgatlar bu tariften bir şey anlayamamış, hayrette kalmışlardı.' -H. Taner.

102

hayrette bırakmak

şaşmasına sebep olmak.

102