Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

hayretten donakalmak

çok şaşırmak, inanamamak.

50

hayrı dokunmak

yararlı olmak.

27

hayrı olmamak

iyiliği dokunmamak, yarar sağlamamak: 'Öğrencisine hayrı olmayan öğretmenin hiçbir şeye hayrı olmaz.' -A. İlhan.

43

hayrını gör

yeni alınan bir şey için 'güle güle kullan' anlamında kullanılan bir söz.

25

hayrını görmek

iyiliği dokunmak.

47

haysiyetine dokunmak

onuru incinmek: Bu söz haysiyetine dokundu.

21

hayvan gibi

1) hayvana benzer biçimde; 2) iri yarı; 3) mec. akılsız, duygusuz, kaba.

26

haz almak

hoşlanmak, keyif almak: 'Bunların hiçbirisinden haz almazdı, bu âlemde bir güzellik olmak lazım gelse bir başka biçimde lazım geleceğini düşünüyordu.' -H. Z. Uşaklıgil.

41

haz duymak

hoşlanmak: 'O, kullanmaya alışık olduğu bu şartlı eşyasını gördükçe ve elledikçe bir haz duyardı.' -A. Ş. Hisar.

24

haz vermek

hoşlanmasını sağlamak: 'Göze bu kadar samimi ve sıcak haz veren bir mahluk çok zamandır görmemiştim.' -H. E. Adıvar.

54

hazır mezarın ölüsü

şaka her hizmeti başkalarından bekleyen tembeller için söylenen bir söz.

28

hazıra konmak

başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak: 'Hazıra konmak istemeyen şair, yeni söyleyişler aramak zorundadır.' -O. V. Kanık.

43

hazırda olmak

yararlanılabilecek bir durumda, el altında olmak.

49

hazırdan yemek

çalışıp kazanmaksızın elindekini harcamak: 'Hep hazırdan yiyor, içiyor, her gün Fatma Hanım'ın bin türlü bahanelerle parasını çekiyordu.' -Ö. Seyfettin.

43

hazırlık görmek (yapmak)

hazır olmak için gereken şeyleri toplamak veya durumları sağlamak.

53

hazırlıklı olmak (bulunmak)

hazırlanmış olmak: 'Bir umuttur yok olmaya karşı az çok hazırlıklı olmak.' -B. Necatigil.

44

hazırlıksız olmak (bulunmak)

hazırlanmamış olmak.

44

hazırlıksız yakalanmak

ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak: 'Hazırlıksız yakalandığım için bir an ne yanıt vereceğimi bilememiştim.' -A. Ümit.

54

hazzını çıkarmak

zevkini çıkarmak: 'Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?' -A. Ş. Hisar.

45

hedef göstermek

1) birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek; 2) bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek.

45

hedef gütmek

asıl amaç olarak belirlemek: 'Metin yayını ve çeviri: İnsancı davranış bu çalışmayı hedef güder.' -A. Erhat.

49

hedef olmak

hoş olmayan herhangi bir davranışa uğramak.

54

hedef saptırmak

1) hedefe isabet ettirememek; 2) mec. öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak: 'Bu işi onların yapmadığına inanıyor, birilerinin hedef saptırmaya çalıştığını söylüyor.' -A. Ümit.

49

helak etmek

1) öldürmek, ortadan kaldırmak; 2) mec. aşırı derecede yormak, bitkin duruma getirmek: Bu yolculuk bizi helak etti.

23

helak olmak

1) yok olmak, ölmek: 'Kabızdan helak olma derecesine geldim.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. yorulmak, bitkin duruma gelmek: 'Zavallılar kan ter içinde bir yandan karşı taraf içlerini tutacağız, bir yandan forveti besleyip akına yardım edeceğiz diye ileri geri helak olurlar.' -H. Taner.

49

helal olsun

1) bir hizmet veya özverinin istenilerek yapıldığını ve takdir edildiğini göstermek için kullanılan bir söz: 'Yol güzel, tarlalar cömert / Helal olsun yol parası' -B. R. Eyuboğlu. 2) 'hakkımı helal ediyorum' anlamında kullanılan bir söz; 3) bir davranış karşısında sitemle söylenen bir söz: Helal olsun, bunu senden beklemezdim.

47

helal süt emmek

doğruluktan ayrılmamak: 'Helal süt emmiş, dürüst, temiz, çalışkan bir mühendis bulalım.' -A. Kulin.

58

helallik dilemek

birinden hakkını helal etmesini istemek: 'Şimdi büyüklerinin ellerini öp de helallik dile.' -R. N. Güntekin.

51

helallik vermek

helal etmek.

48

hele şükür!

'çok şükür' anlamında kullanılan bir söz.

48