Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ikindiden sonra dükkân açmak

bir işe başlamakta geç kalmak.

99

ikisi bir kapıya çıkmak

aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak.

42

ikişer olmak

ikişer ikişer sıraya dizilmek: 'Arkadan hâkî esvaplı, ikişer olmuş rüştiye çocukları bağrışarak kaynaşıyorlardı.' -Ö. Seyfettin.

107

ikiz doğurmak

1) ikiz bebek dünyaya getirmek; 2) mec. herhangi bir işte çok sıkıntı çekmek.

94

ikrah getirmek

tiksinmeye, iğrenmeye başlamak.

36

ikram görmek

ağırlanmak: 'Mal müdürü, vergi kâtibi, evkaf memuru gibi her zaman işinin düşeceği nüfuzlu adamlarla senli benli konuşur, odalarına uğradıkça başköşede ikram görürdü.' -R. H. Karay.

105

ikrar vermek

söz vermek: 'İkrar verdi cahil gönlüm inandı / Seherin yelleri esti gelmedi' -Karacaoğlan.

96

iktidardan düşmek

1) devlet yönetiminde yetkiyi başka bir partiye bırakmak zorunda kalmak; 2) cinsel gücü azalmak.

99

ilaç gibi

işe yarar, her derde deva.

105

ilaç gibi gelmek

1) iyileşmeyi veya çözümü kolaylaştırmak; 2) rahatlatmak, huzura kavuşturmak: 'Böylesi zor bir iş için çalışmak bana ilaç gibi geliyordu.' -C. Uçuk.

39

ilaç için olsun

bir şeyin hiç bulunmadığını anlatmak için kullanılan bir söz: 'Silifke'de dalmaya başladılar ama bir gün, iki gün, on gün, denizde ilaç için olsun tek bir sünger bulamadılar.' -Halikarnas Balıkçısı.

42

ilaç için yok

hiç yok.

101

ilah gibi

çok yakışıklı (erkek).

109

ilan vermek

çeşitli basın yayın organlarıyla bir durumu duyurmak, açıklamak: 'Dün, bütün akşam gazetelerine ilan verdim.' -Ö. Seyfettin.

103

iler tutar yeri olmamak (kalmamak)

çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek: 'Mamafih, artık iler tutar yeri kalmayan paltosunu eskiciye satmak suretiyle bu kararını biraz daha uzattı.' -H. Taner.

97

ileri almak

1) öne almak; 2) saati önceki vakte almak, öne ayarlamak.

38

ileri atılmak (çıkmak)

öne doğru çıkmak.

97

ileri geçmek

1) öne geçmek; 2) üstün bir makama geçmek.

97

ileri geri etmemek

uzun boylu tartışmamak, sorgu sual etmemek: 'Hiç pazarlığa sorguya kalkışmadan, hiç ileri geri etmeden dayağa başladılar, vurduklarını da attan aşağı yıktılar.' -M. Ş. Esendal.

112

ileri geri konuşmak (söz etmek, laflar etmek)

yersiz ve gönül kıracak biçimde konuşmak: 'Şoför yolda ileri geri konuştu.' -L. Tekin.

51

ileri gitmek

1) söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak, gereksiz, aşırı davranışta bulunmak: 'Hatta daha ileriye giderek başka ve daha tuhaf şeyler düşündüm.' -S. F. Abasıyanık. 2) ilerlemek, gelişmek: 'Hiçbir medeniyet bütün alanlarda başka bir medeniyetten daha ileri gittiğini iddia edemez.' -C. Meriç.

111

ileri götürmek

bir durum veya davranışta ölçüyü aşmak: 'Ukalalığı daha da ileri götürmüştü.' -S. F. Abasıyanık.

111

ileri sürmek

1) öne doğru yürütmek; 2) bir düşünceyi veya tasarıyı önermek, serdetmek: 'Ne var ki sihirbaz parayı geri vermedi. Çünkü işin aslını bildiğini ileri sürüyordu.' -İ. O. Anar.

98

ileri varmak

ileri gitmek.

93

ilerisini gerisini düşünmemek

sonucun ne olacağını hesaplamamak.

103

ilerisini gerisini hesaplamamak

herhangi bir konuda çok ve ayrıntılı düşünmeden hareket etmek, tedbirsizce, ihtiyarsızca davranmak.

37

ileriyi görmek

uzağı görmek.

109

iletişim kurmak

bilgi, haber vb. alışverişi yapmak: 'Falih Rıfkı Atay da düşünen ve iyi iletişim kuran bir insandı.' -R. Erduran.

100

ilgi çekmek (uyandırmak)

çevresinde ilgiyi, dikkati ve merakı üzerine toplamak, alaka çekmek, alaka toplamak veya alaka uyandırmak: 'Öyle bir renk olmalı ki hemen karşıdan hem ilgi uyandırmalı hem de insan etkilenmeli.' -M. İzgü.

113

ilgi duymak

bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak: 'Yeni istidatlara her zaman ilgi duyan bir büyük sanatçı idi.' -C. Uçuk.

113