Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

iki eli (birinin) yakasında olmak

kıyamette ondan davacı olmak: 'Babanın kanını yerde korsan öteki dünyada iki elim yakanda diye kışkırtmıştı.' -O. Kemal.

110

iki eli (kızıl) kanda olsa

'elindeki iş ne kadar önemli olursa olsun' anlamında kullanılan bir söz: 'Eğer gece vakti hekim lazım olursa sen benim pencerenin altına gel, bir nara bas, iki elim kızıl kanda olsa yetişirim.' -H. Taner.

38

iki eli böğründe kalmak

çaresiz kalıp ne yapacağını bilememek.

110

iki eli şakaklarında düşünmek

derin derin düşünmek.

98

iki elim yanıma gelecek

doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde 'öleyim ki doğru söylüyorum' anlamında kullanılan bir söz.

97

iki gözü iki çeşme

1) sürekli ağlar durumda. 2) sürekli ağlayan.

99

iki gözü iki çeşme ağlamak

sürekli veya çok ağlamak: 'Sen gittin de aylarca yas tuttu, iki gözü iki çeşme ağladı.' -Y. Kemal.

97

iki hırtı, bir pırtı

aşırı yoksulluğu anlatan bir söz: 'Getirdiğimiz iki hırtı, bir pırtıyla bu ev döşenmez.' -H. R. Gürpınar.

103

iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak

aynı anda iki işi veya görevi yapmak.

109

iki kat olmak

iki büklüm olmak: 'Ali, birdenbire zayıflamak, birdenbire saçlarını ağarmış görmek, birdenbire belinde müthiş bir ağrı ile iki kat oluvermek, hemen yüz yaşına girmiş kadar ihtiyarlamak istiyordu.' -S. F. Abasıyanık.

99

iki kere iki dört eder

'gerçekliğinden şüphe edilmeyecek kadar açık' anlamında kullanılan bir söz.

93

iki lafı (sözü) bir araya getirememek

düşündüğünü doğru dürüst ifade edememek.

45

iki lakırtı etmek

iki çift laf etmek: 'Genç olduk, ihtiyar olduk, şu adama sor bakalım, bir gün, bir saatçik olsun oturup benimle iki lakırtı etmiş midir?' -M. Ş. Esendal.

38

iki lakırtıyı bir araya getirmek

meramını kısaca, düzgün ve açık bir biçimde anlatmak: 'Kız bir türlü iki lakırtıyı bir araya getirip kendini müdafaa edemediği için lalanın başı derde girmemiş oluyordu.' -R. N. Güntekin.

101

iki paralık olmak

değerini yitirmek: 'Herifi enseleyemezsem diye, aklı başından gidiyordu. Mahalledeki on beş yıllık bekçilik haysiyeti iki paralık olacaktı.' -S. Kocagöz.

100

iki rahmetten (iyilikten) biri

'çok acı çeken ağır hastalar için ya iyileşsin ya ölüp kurtulsun, böyle çekmesin' anlamında kullanılan iyi dilek sözü.

103

iki satır laf etmek (konuşmak)

dostça biraz söyleşmek.

109

iki seksen uzanmak

alay bir çarpma, vurma sonucu boylu boyunca serilmek.

40

iki söz bir pazar

'uzun boylu pazarlık etmeden' anlamında kullanılan bir söz.

94

iki ucu boklu değnek

kaba ne yönden bakılırsa bakılsın çözülmesi çok güç iş veya durum.

103

iki ucunu bir araya getirememek

gelirle gideri denkleştirememek, işleri düzene koyamamak.

41

iki yakası bir araya gelmemek

geçim sıkıntısından bir türlü kurtulamamak, borçtan kurtulamamak.

82

iki yakasını bir araya getirememek

maddi sıkıntıdan kurtulup rahata erememek: 'Burada kızlar çok pahalıdır. Evlenen adam kolay kolay iki yakasını bir araya getiremez. Kızın bütün sülalesine hatırı sayılır hediyeler sunmak şarttır.' -B. R. Eyuboğlu.

32

ikilemde kalmak

iki şey arasında karar verememek.

39

ikileme düşmek

karar verememek.

38

ikili oynamak

1) karşı olan yanlardan hem birini hem öbürünü destekler görünmek; 2) at yarışlarında birinci ile ikinciyi tahmin edip para yatırmak.

100

ikinci baharı yaşamak

ileri yaşlarda mutluluk, refah ve esenlik içinde bulunmak.

43

ikinci gelmek

bir yarışmada birinciden sonraki dereceyi almak.

101

ikinci plana düşmek

bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek: Yanlış tutumu yüzünden ikinci plana düştü.

40