Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

işi pişirmek

tkz. aralarında gizlice anlaşmak: 'Böyle olunca da Saffet Ferit için kızla işi pişirmek bir saat meselesi hâline gelecekti.' -S. F. Abasıyanık.

101

işi resmiyete dökmek

bir iş veya durum için resmî bir yola sokmak, resmî bir nitelik vermek.

39

işi sağlama almak

işin gerçekleşmesi ve bozulmaması için gerekli önlemleri almak: 'Oyuna gelenlerin işi sağlama almaları dudaklarımdaki gülüşü kurutuverdi.' -N. Hikmet.

115

işi şakaya dökmek

ciddi başlayan bir sözü veya davranışı şakaya çevirmek: 'Bu gayretin boşluğunu anlayarak işi şakaya dökmeye başlıyor.' -R. N. Güntekin.

38

işi tatlıya bağlamak

sorunlu bir işi, iyi bir biçimde çözmek: 'Ben kahvemde çocukça siyasi iddialardan korkarken, bir de felsefe çıktı. Rica ederim bugün işi tatlıya bağlayalım.' -Ö. Seyfettin.

41

işi temizlemek

sorunu çözmek.

103

işi üç nalla bir ata kalmak

eline önemsiz bir imkân geçtiğinde büyük işlerin düşüne kapılanlar için söylenen bir söz.

92

işi yokuşa sürmek

işi zorlaştırmak.

88

işi yolunda (tıkırında) gitmek (olmak)

iş düzenli ve istenilen biçimde yürümek.

102

işin alayında olmak

bir işe gereken önemi vermemek, dalga geçmek.

110

işin başı

bir işin en önemli noktası.

100

işin fenası

işin kötüsü.

101

işin garibi

işin tuhafı.

38

işin içinde iş var

'bir işin içyüzü başka' anlamında kullanılan bir söz.

37

işin içinden çıkamamak

başaramamak, sorunu çözümleyememek.

35

işin içinden çıkmak (sıyrılmak)

1) bir şeyi anlamak, bir sorunu çözümlemek: 'Ne yaparsanız yapın, yeter ki akıllıca olsun, demiş, çıkmış işin içinden!' -B. R. Eyuboğlu. 2) güç bir sorunu çözemeyince kestirip atmak; 3) bir konudan veya işten uzak durmak, kaçmak: 'O, ne emrederse ben razıyım, deyip kurnazlıkla işin içinden sıyrıldım.' -R. N. Güntekin.

108

işin kolayına kaçmak

derinliğine araştırmadan basit olarak düşünmek, yüzeyde kalmak, tembellik etmek.

90

işin kötüsü

işin kötü yanı: 'Cahil adam neye uğradığını şaşırmış ve işin kötüsü yatışır gibi olan merakı yine kabarmıştı.' -İ. O. Anar.

35

işin kurdu

bir iş en ince ayrıntısını bilen, deneyimli, uzman (kimse).

98

işin kurdu olmak

belirli bir konuyla ilgili her şeyi bilmek, uzmanlaşmak: 'Şimdi yaşlandık, bu işlerin kurdu olduk.' -N. Meriç.

36

işin mi yok

'önemli değil, boş ver' anlamında kullanılan bir söz.

98

işin ortasını bulmak

ortak bir noktada anlaşmak: 'Şimdi bak Nimet, gel şu işin ortasını bulalım.' -M. İzgü.

93

işin rengi değişmek

konu başka biçimde gelişmek, öncekinden farklı davranmaya başlamak: 'O zaman işin rengi değişir, asık yüzünün morluğu uçup giderdi.' -O. Kemal.

118

işin tuhafı

işin tuhaf olan yanı: 'İşin tuhafı, tek perdesi kalkmış fayton penceresinde görünen silindir şapkalı adam da altın dişlerini göstere göstere kahkahalar atıyor.' -A. Ağaoğlu.

102

işin ucu birine dokunmak

bir işten dolaylı olarak zarar görmek.

98

işin üstesinden gelmek

güç bir işi başarmak, sonuçlandırmak.

35

işinden olmak

görevini yitirmek, görevinden atılmak: 'Tabii ertesi günü işinden oldu. İşinden olunca o da gitti askere yazıldı.' -H. Taner.

96

işine bak!

1) 'görevini, işini sürdür' anlamında kullanılan bir söz: 'Otururuz, otururuz sen işine bak!' -M. Ş. Esendal. 2) 'sen karışma' anlamında kullanılan bir söz.

43

işine gelmek

çıkarına, amacına, düşüncesine uygun olmak: 'Yattığı yerden işine gelen kararları onaylar, hoşlanmadıklarını bozarmış.' -T. Halman.

104

işine koyulmak

işini yapmayı sürdürmek.

35