Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

iş şirazesinden çıkmak

düzenini kaybetmek, çığırından çıkmak.

101

iş tutmak

1) iş yapmak, çalışmak: 'Biraz çökmüşsün, iş tutuyor musun?' -F. R. Atay. 2) kaba cinsel ilişkide bulunmak.

109

iş vermek

1) birine yapacak iş göstermek; 2) argo gönlü olduğunu gösterecek davranışlarda bulunmak, pas vermek.

115

iş yapmak

çalışmak.

113

işaret vermek

bir araç kullanarak bir şeyi belli etmek: 'Başı ile evet işareti verdi.' -A. Gündüz.

39

işbaşı yapmak

iş yerinde işe başlamak: 'Şimdiye kadar sabah postasının çoktan işbaşı yapması, otobüslerin biletçileriyle birlikte seferde olmaları gerekir.' -T. Dursun K.

105

işbaşına gelmek

yönetici olmak.

98

işe bak!

şaşırılacak bir durum karşısında kullanılan bir söz.

106

işe girmek

göreve, çalışmaya başlamak.

108

işe karışmak

1) herhangi bir konuda katkıda bulunmak, görev almak: 'Her işe karışır, fikrini söyler, uzun uzun nasihatler eder.' -M. Ş. Esendal. 2) herhangi bir konuda olumsuz yönde müdahale etmek.

38

işe yaramak

elverişli olmak: 'Bunları ezberledik de ne oldu? Hiç! Ne o günlerde işimize yaradı, ne de ondan sonra.' -M. Ş. Esendal.

111

işi ...-e dökmek

işi değiştirip bir başka biçime çevirmek: 'Onun işi böyle filozofluğa döküşünde biraz da benim mesuliyetim olmadı değil.' -H. Taner.

36

işi ...-e vurmak

gerekenden başka biçimde davranmak, ... gibi görünmek: İşi şakaya vurmak.

107

işi (bir şeye) vurmak

işi değiştirmek: 'O vakit aktör yahut aktris işi meddahlığa vuruyor.' -Ö. Seyfettin.

108

işi ahbaplığa dökmek

yerli yersiz yakınlık göstermek: 'Şimdi maşallah açılmaya başladım diye söylenirsin, işi ahbaplığa dökersin, olur gider.' -R. N. Güntekin.

101

işi aksi gitmek

istenilen sonucu elde edememek.

41

işi Allah'a kalmak

güç şartlar altında, kimseden yardım umudunun kalmadığı bir durumda bulunmak.

104

işi azıtmak

yanlış ve aşırı yollara sapmak: 'Hani ya kahve nerede? Bir saattir bekliyorum, hâlâ gelmedi! Yoo! Siz artık işi azıttınız gayri!' -A. Ş. Hisar.

110

işi bitmek

1) işi sona ermek; 2) hâli, gücü kalmamak.

103

işi bozmak

yapılan anlaşmayı, verilen sözü tutmamak: 'Hiç benim yüzüme bakmıyor, işi bozacak bir şey söyleyeceğimden korkuyor gibiydi.' -M. Ş. Esendal.

102

işi bozulmak

yapmakta olduğu işten gereği kadar kazanç sağlayamaz olmak.

40

işi ciddiye almak

soruna önem vermek: 'İşi ciddiye almış olacak ki hemen okul müdürüne çıkmış, izin istemiş.' -E. Bener.

111

işi çıkmak

başka bir işle meşgul olmak: 'Bazen işi çıkıyor günlerce.' -F. F. Tülbentçi.

103

işi gücü bırakmak

yaptığı işten uzaklaşmak: 'Su bulmak için işi gücü bırakarak bütün gün su peşine düşmemiz lazım gelecekti.' -B. R. Eyuboğlu.

112

işi ileri götürmek

beklenenden daha aşırı davranışlar içine girmek: 'Ama işi bu kadar ileri götürdüğüne göre, sonuçlarına da katlanması gerekirdi.' -E. Bener.

41

işi iş olmak

işi yolunda olmak.

113

işi iş, kaşığı gümüş

'işi tam istediği yolda' anlamında kullanılan bir söz: 'Geldiğine geleceğine şimdi bin pişman! İzmir'de işin iş, kaşığın gümüş be adam, otursana oturduğun yerde!' -A. İlhan.

44

işi ne?

ne işi var?

99

işi olmak

1) yapacak bir şeyi bulunmak; 2) işi istediği gibi bitirmek; 3) uğraşma zorunda olmak: Üstelik sen de buraya girmeye kalkışırsan işimiz var.

98

işi oluruna bırakmak

işi belli bir amaca göre değil de, kendi akışı içinde yürütmek.

100