Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

istirhamda bulunmak

istirham etmek.

107

isyan bayrağı (bayrağını) açmak (çekmek)

karşı gelmek, başkaldırmak: 'Demek ki bunca senelik kuzu gibi yumuşak başlı karısı da nihayet isyan bayrağını açmıştı.' -M. Ş. Esendal. 'Yeniçeriler bunu uğursuzluk telakki edip paşaya isyan bayrağı çektiler.' -İ. O. Anar.

42

isyanları oynamak

isyan etmek.

102

iş (birinde) bitmek

işin bitmesi veya sorunun çözümü birine bağlı olmak.

98

iş (birinden) bitmek

işin sonuçlanması ondan beklenilmek.

97

iş (birine) kalmak

işin bitmesi için asıl gayret birine düşmek: 'Aman hemşire hanım... Şimdi iş size kaldı. Siz inat edin. O, sizin ısrarınıza dayanamaz.' -R. N. Güntekin.

45

iş açmak

uğraştırıcı, gereksiz bir durumun ortaya çıkmasına sebep olmak.

115

iş almak

yapılması kesinleşen bir işi üstlenmek, taahhüt altına girmek: 'İş alacağım diye, kafasını ve meslek görüşünü de satmamış bir kişilik.' -A. Boysan.

106

iş ayağa düşmek

iş, sorumsuz ve yetkisiz olanların elinde kalmak.

101

iş başa düşmek

kendi işini kendi görme zorunda kalmak.

118

iş bırakmak

çalışanlar toplu hâlde işlerini terk etmek, çalışmayı durdurmak.

111

iş bilmek

becerikli olmak: 'En zekileri, en iş bilenleri olan Osman her şeyi anladı.' -R. H. Karay.

33

iş bitirmek

bir işi iyi bir sonuca ulaştırmak.

107

iş çatallanmak

bir işte güçlükle karşılaşmak.

106

iş çevirmek

gizli, dolambaçlı bir iş yapmak: 'Öbürleri şüpheleniyorlar, bir iş çevirdi ama nasıl anlasak diye düşünüyorlardı.' -R. H. Karay.

38

iş çığırından çıkmak

amacından saparak düzeltilmesi güç bir durum almak.

108

iş çıkarmak

1) çok iş yapmak: 'Yönettiği bütün toplantılarda, batılı bir metotla kısa zamanda verimli iş çıkarmakta üstüne yoktu.' -H. Taner. 2) gereksiz, uğraştırıcı bir işe yol açmak, sorunlara neden olmak.

42

iş dayıya düştü

gayret dayıya düştü.

106

iş değil

1) bir şeyin çok kolay olduğunu belirten bir söz; 2) kınama belirten bir söz: Bu senin yaptığın iş değil.

106

iş edinmek

1) bir şeyi görev, meslek olarak kabul etmek: 'Yazar mutlaka bir diyeceği olan adam değil, yazmayı kendisine iş edinmiş adamdır.' -N. Ataç. 2) bir şeyi kendi uğraşı, sorunu durumuna getirmek.

90

iş görmek

1) iş yapmak: 'Baş üstünde bir ana işlerinizi görür veya çocuklarımızı doğurur, besler ve büyütür.' -F. R. Atay. 2) iş yapmaya uygun olmak.

37

iş göstermek

yapması için birine iş vermek, iş buyurmak.

110

iş inada binmek

1) bir işi yapmakta direnmek; 2) zıt görüş ve davranışta ısrar edilmek.

114

iş işten geçmek

bir işi gerçekleştirme imkânı kalmamış olmak: Gittiği yerlerde soğuk karşılanışını sonradan anlar ama iş işten geçmiş olur.

38

iş karıştırmak

1) fesat sokmak; 2) zararlı bir iş yapmak.

109

iş ki

yeter ki: İş ki sınıfını geçsin.

95

iş mi?

yapılan bir şeyin beğenilmediğini, küçümsendiğini bildiren bir söz: 'Hint postasını getirmek iş mi?' -M. Ş. Esendal.

100

iş ola

yaptığı iş beğenilmediğinde 'sanki iş görmüş gibi' anlamında kullanılan bir söz.

103

iş olsun diye

gereksiz bir hareketi belirtmek için kullanılır.

98

iş sarpa sarmak

iş, içinden çıkılması zor bir duruma girmek.

103