Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kafa tutmak

boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek: 'Hocalara, amirlere, büyüklere kafa tutmak sökmezdi.' -R. N. Güntekin.

112

kafa yapmak

argo dalga geçmek.

46

kafa yok!

'akıl, düşünce yok' anlamında kullanılan bir söz.

103

kafa yormak

bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek: 'Oynarken yaptığı hatalar üstüne kafa yoruyor, sonra yığınla düş kuruyordu.' -N. Cumalı.

106

kafadan atmak

bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, uydurmak, yalan söylemek.

123

kafakola almak

1) sp. güreşte kafa ve kolu birlikte kavrayarak rakibi çevirmek; 2) mec. etkisi altına alıp kandırmak.

104

kafası (kafasına) takılmak

zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: 'Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.' -T. Buğra.

106

kafası almamak

1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek; 3) olabileceğine inanmamak.

107

kafası bozulmak

öfkelenmek, kızmak.

98

kafası bulanmak

bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek.

112

kafası dolmak

zihninde çeşitli konular birikmek: 'Kafası daha o yıllarda özgürlük ve eşitlik fikirleriyle dolmuştu.' -H. Topuz.

38

kafası dönmek

1) sıkışık bir durumda sersemlemek; 2) kızıp öfkelenmek.

105

kafası dumanlanmak

1) çok dalgın olmak; 2) sarhoş olmak: 'Saz, söz başlasın, içki ile kafalar iyice dumanlansın, cümbüş tam kıvamını bulsun.' -H. R. Gürpınar. 3) esrar içmiş olmak.

95

kafası durmak

zihin yorgunluğundan düşünemez olmak.

107

kafası düzelmek

doğruyu ve iyiyi bulmak.

66

kafası ile oynamak

takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.

105

kafası işlemek (çalışmak)

aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak: 'Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.' -O. C. Kaygılı.

116

kafası karışmak

önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak: 'Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.' -İ. O. Anar.

49

kafası kazan (gibi) olmak

kafası şişmek.

101

kafası kızmak

öfkelenmek: 'Namusum hakkı için bir kafam kızarsa atarım denize seni.' -S. F. Abasıyanık.

105

kafası sarmamak

anlamamak, aklı ermemek.

112

kafası sersem sepet (olmak)

gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak): 'Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.' -E. Bener.

43

kafası şişmek

1) zihni yorulmak; 2) gürültüden tedirgin olmak.

114

kafası yerinde olmamak

gereği gibi düşünecek durumda olmamak.

40

kafası yerine gelmek

kendini toparlamak, kendine gelmek.

111

kafasına dank etmek

bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak: 'Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.' -A. Ağaoğlu.

100

kafasına estiği gibi

sadece kendi düşünce ve isteklerine göre.

103

kafasına geçirmek

başına geçirmek.

106

kafasına girmek

1) bir düşünce aklına uygun gelmek; 2) birini bir iş yapmaya kandırmak.

40

kafasına girmemek

anlayamamak, kavrayamamak.

101