Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kafasına göre

istediği gibi: 'Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.' -A. Ümit.

101

kafasına koymak

kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek: 'Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.' -R. N. Güntekin.

46

kafasına sığmamak

akıl erdirememek.

45

kafasına söz girmemek

1) çok aptal veya inatçı olmak; 2) önemsememek.

103

kafasına uymak

aklına uymak.

109

kafasına vura vura

zorla, isteyip istemediğine bakmadan.

105

kafasına vurmak

başına vurmak.

115

kafasında şimşek çakmak

beyninde şimşek çakmak.

106

kafasında tutmak

bir şeyi unutmamak, aklında tutmak.

97

kafasından çıkarmak (atmak)

bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek: 'Bir rüyadan böyle abuk sabuk sonuçlar çıkardığım için kendimi suçlayarak bu tuhaf düşünceleri attım kafamdan.' -A. Ümit.

104

kafasından geçirmek

belli belirsiz düşünmek.

102

kafasını ezmek

zararlı olabilecek bir hareketi, bir durumu başlangıçta yok etmek, etkisiz duruma getirmek.

105

kafasını işletmek

doğru ve iyi düşünmek: 'Biraz kafanızı işletseniz ne düğümler çözersiniz.' -T. Oflazoğlu.

106

kafasını kaldırmak

karşı gelmek, başkaldırmak: 'Sen bağ yeri açıyorsun ha? Çevirin şunu dese, yüz sopa çekse. Bir daha bak kimse kafasını kaldırır mı?' -M. Ş. Esendal.

112

kafasını kaldırmamak

1) yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak; 2) yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak; 3) karşı gelmemek.

105

kafasını kaşıyacak vakti olmamak

başını kaşıyacak vakti olmamak.

102

kafasını kırmak

iyice dövmek, pataklamak.

99

kafasını kullanmak

akıllıca davranmak.

112

kafasını kurcalamak

zihnini meşgul etmek, düşündürmek.

105

kafasını sokmak

barınabilecek bir yere yerleşmek, başını sokmak: 'Bazen yapayalnız, kafasını sokacak bir damdan mahrum, aç, avare dolaşmış.' -H. E. Adıvar.

105

kafasını taştan taşa çarpmak (vurmak)

başını taştan taşa çarpmak.

104

kafasını toplamak

sağlıklı düşünebilir olmak: 'Soluk soluğa kuytu bir yere sinip kafasını toplamaya çalıştı.' -İ. O. Anar.

42

kafasını tütsülemek

sarhoş etmek: 'Tekelin en keskin içkisi bizimkilerin kafasını tütsüledi.' -B. Felek.

43

kafasını uçurmak

kellesini uçurmak.

91

kafasının bir tahtası eksik (noksan) (olmak)

alay akıl dışı davranışlarda bulunan.

110

kafasının dikine gitmek

kendi düşünce ve görüşünün en iyi olduğuna inanarak kimsenin öğüdünü, uyarısını dinlememek: 'Evvel zaman içinde, kafasının dikine giden bir kuş varmış, kışın güneye göç etmemeye ant içmiş.' -T. Halman.

104

kafasının etini yemek

başının etini yemek: 'O, keşki sıhhatli olsaydı da her gün kafamın etini yiyeydi.' -R. N. Güntekin.

40

kafasının kontağı atmak

çok sinirlenmek, öfke ile dolmak: 'Kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.' -H. Taner.

108

kafaya almak

argo 1) zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek; 2) konu önemliymiş gibi yaparak alaya almak; 3) den. gemi seyrederken akıntıyı başa almak.

46

kafaya çıkmak

sp. topa kafayla vurmak için sıçramak.

103