Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kalbe (kalbine) doğmak

içine doğmak.

114

kalbe dokunmak

acı veya üzüntü vermek.

41

kalbe işlemek

derin üzüntü uyandırmak.

114

kalbi ağzına gelmek

yüreği ağzına gelmek: 'Kendisi de her fırsat düştükçe bunlarla yan yana harp ettiğini söylerken âdeta kalbi ağzına gelmiş gibi olurdu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

94

kalbi boş olmak

sevgilisi bulunmamak.

45

kalbi çarpmak

1) kalbi çok vurmak; 2) çok heyecanlanmak; 3) yüreği çarpmak.

96

kalbi dayanmamak

1) aşırı heyecan, üzüntü, yorgunluk veya herhangi bir hastalık yüzünden kalbi durmak, ölmek; 2) yüreği dayanmamak.

104

kalbi dolu olmak

sevgilisi olmak.

46

kalbi ferahlamak

yüreği ferahlamak.

39

kalbi kararmak

1) inancını kaybetmek; 2) yüreği kararmak.

105

kalbi parçalanmak

yüreği parçalanmak.

108

kalbi sıkışmak

kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak; 2) mec. bir meseleden dolayı aşırı üzülmek.

98

kalbi sızlamak

yüreği sızlamak: 'Sekiz sene evvel İstanbul'dan kalbim sızlayarak çıktım.' -S. F. Abasıyanık.

102

kalbi yerinden oynamak (fırlamak)

yüreği yerinden oynamak: 'En hafif bir hareketi kalbimizi yerinden oynatmaya yeterdi.' -A. Ş. Hisar.

41

kalbi yırtılmak

acı duymak: 'Koca Ali susar, kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı.' -Ö. Seyfettin.

99

kalbine girmek

sevgisini kazanmak.

103

kalbine göre

gönlüne göre: Allah kalbine göre verdi.

101

kalbine saplanmak

yüreğine saplanmak.

105

kalbini açmak

yüreğini açmak: 'Bir gün kalbini İclâl'e açtı.' -Ö. Seyfettin.

46

kalbini burmak

üzmek, sıkıntı vermek: 'Hikâyenin burası kalbimi burdu.' -H. E. Adıvar.

106

kalbini çalmak

sevgisini kazanmak, kendine âşık etmek.

107

kalbini eritmek

acımasını sağlamak, yumuşatmak: 'Edebiyat hocamız Ali Bey'in kalbini eritecek bir konu seçmeli, acıklı bir tarzda yazmalı.' -H. E. Adıvar.

115

kalbini okumak

birinin duygu ve düşüncelerini, niyetini anlamak.

108

kalbiyle konuşmak

düşüncelerini, duygu ağırlıklı bir biçimde anlatmak: 'Bana öyle geldi ki bu adam kafasından ziyade kalbiyle konuşuyor.' -R. N. Güntekin.

114

kalbur gibi

delikleri olan, delik deşik.

104

kalbura çevirmek

delik deşik etmek.

106

kalbura dönmek

delik deşik olmak.

109

kalburdan geçirmek

kalbur yardımıyla ayırmak, elemek.

46

kalburla su taşımak

verimsiz, sonuçsuz bir işle uğraşmak.

108

kalburüstü kalmak

kalburüstüne gelmek.

96