Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kazık yutmuş gibi

baston yutmuş gibi.

39

kazın ayağı öyle değil

'bir sorun, bir durum sanıldığı gibi değildir' anlamında kullanılan bir söz: 'Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama kazın ayağı öyle değil.' -O. Kemal.

100

kazma gibi

büyük, kocaman (diş).

41

keçe külah etmek

aldatmak, kandırmak.

98

keçe külah olmak

esk. ordudan veya resmî görevden çıkarılmak: 'Askerde, vüzera, rical dairelerinde 'keçe külah olmak' kıyafeti soyulup tardedilmek demek idi.' -A. Rasim.

110

keçesini sudan çıkarmak

güç olan bir işi, durumu yoluna koyarak rahatlamak.

36

keçeyi suya atmak

ar ve namusu hiçe saymak.

106

keçiboynuzu gibi

işi çok, verimi az olan.

105

keçileri kaçırmak

delirmek veya bunalım içinde bulunmak.

107

keçilik etmek

inat etmek.

33

keder çekmek

acı duymak, ızdırap çekmek.

36

keder vermek

üzüntü vermek, kederlendirmek, tasalandırmak.

33

kedi ciğere bakar gibi bakmak (süzmek veya seyretmek)

imrenerek bakmak: 'Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar gibi süzüp duruyordu.' -H. R. Gürpınar.

104

kedi gibi

uysal ve sokulgan.

91

kedi gibi dört ayak üzerine düşmek

en güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.

93

kedi ile harara (çuvala) girmek

geçimsiz biri ile iş birliği yapmak.

98

kedi ile köpek gibi

birbirleriyle geçinemeyen, anlaşamayan kimseler için söylenen bir söz.

33

kedi ne, budu ne?

eti ne budu ne.

96

kediye peynir (ciğer) ısmarlamak

güvenilmeyecek birine saklaması için bir şey bırakmak.

43

kefeki tutmak

küflenmek.

97

kefekiye dönmek

delik deşik olmak.

97

kefeni boynunda olmak

her an ölümü göze almak.

98

kefeni yırtmak

ağır bir hastalıkta ölüm tehlikesini atlatmak.

44

kefil göstermek

bir iş için gerekli olan kefili bulmak.

107

kehanette bulunmak

kâhinlik etmek: 'Bunu belirtirken bir kehanette bulunmuş olmuyordum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100

kehribar gibi

sapsarı, koyu sarı: 'Üstelik tütünler kehribar gibiydi bu yıl.' -N. Cumalı.

94

keklik gibi

güzel, alımlı, hareketli: 'Bir gün evvel keklik gibi seken dipdiri bir insan, bir gün sonra kargabüken yemiş gibi kıvrılmış yatıyor.' -R. N. Güntekin.

100

kelek atmak

argo birisini beklemediği anda hile ve dalavere yaparak zarara sokmak.

104

kelek yapmak

argo oyunbozanlık etmek.

97

keleklik etmek

görgüsüzlük, bilgisizlik nedeniyle karşısındakinin gerçek amacını anlayamamak.

96