Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kelepçe vurmak (takmak)

bileklere demir halka geçirmek.

107

kelepçeye vurmak

kelepçe vurmak.

90

kelepir yakalamak

bir şeyi çok ucuza almak.

100

kelepire konmak

kelepir yakalamak.

107

keleş keleş sırıtmak

pis pis gülmek: 'Asker kaçağı vatan hainlerinin keleş keleş sırıtan yüzlerini hayalliyordu.' -O. Kemal.

43

keleye çekmek

boğaya çekmek.

102

keli körü toplamak

işe yaramaz kimseleri toplamak.

97

kelimeleri tartarak konuşmak

sonucu hesaplayarak konuşmak.

106

kelimenin tam anlamıyla

bir durumu anlatmak için kullanılan sözün kapsadığı anlamın tamamıyla: Kelimenin tam anlamıyla bu işin bütün çilesini çekti.

101

kelle götürmek

gereksiz bir aceleyle gitmek, koşturmak, acele davranmak: 'İşi besbelli acele imiş. Bir koşturur ki sanırsın kelle götürüyor.' -R. N. Güntekin.

103

kelle koltukta gezmek

gözünü budaktan esirgememek.

96

kelle koparmak

olumsuz ve başarısız bir durum sonunda işe, göreve son vermek.

108

kelle koşturmak

gereğinden çok acele etmek.

96

kelle kulak yerinde

1) kanlı canlı ve iri yapılı olan; 2) gösterişli, itibarlı sayılan: 'Aralarında yaşlı başlı, kelle kulak yerinde, efendiden adamlar da var.' -R. N. Güntekin.

107

kellesinden olmak

can vermek, ölmek: 'Kimi kellesinden olur padişah olayım derken, kimi de yaka paça oturtulur tahtına.' -T. Oflazoğlu.

36

kellesini koltuğuna almak

ölümü göze almak: 'Kelleyi koltuğun altına almışız, memleketteki pisliği kanımızla temizlemeye karar vermişiz.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

106

kelleyi koltuğun altına almak

kellesini koltuğuna almak.

97

kelleyi vermek

canını feda etmek.

105

kem gözle bakmak

1) kötü niyetle bakmak; 2) nazar değdiren bir bakışla bakmak: 'Eh yakışıklı da delikanlı. Bir tanesi kem gözle baktıysa tamam.' -H. Taner.

107

kem küm etmek

verecek cevap bulamayıp açık bir anlamı olmayan sözler söylemek: 'Mazeretin ne olursa olsun, İncir Han'ından kendi ayağınla çıktıktan sonra artık kem küm etmemek, dilenciliği meslek olarak kabul etmek lazımdır.' -R. N. Güntekin.

46

kemal bulmak

kemale ermek.

44

kemale ermek (gelmek)

olgunlaşmak.

35

keman gibi

ince, düzgün (kaş).

117

kemer (kemerini) sıkmak

sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek.

115

kemeri dolu olmak

çok zengin olmak: 'Genç, ihtiyar, hepsi tüysüz tüysüz, gözleri fersizdir fakat hepsinin kemeri doludur.' -H. E. Adıvar.

99

kemiğine (kemiklerine) kadar

iyice, en son sınıra dek: Soğuk kemiklerimize kadar işlemişti.

35

kemiğini kurutmak

iliğini kurutmak.

95

kemik gibi

1) pek kuru, katı, sert; 2) sağlam.

34

kemikleri sızlamak

ölü huzursuz, rahatsız olmak.

105

kemlik etmek

kötü davranışlarda bulunmak.

102