Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kozasına çekilmek

çevreyle ilişkisini kesmek, hiçbir şeye karışmamak: 'Hiçbir tarakta bezim kalmadı, ipek böceği gibi kozama çekilmiş, kendi hâlimde, politikaya bulaşmadan yaşıyorum.' -A. İlhan.

115

kök salmak

1) iyice tutunmak, sağlamlaşmak, yayılmak, köklenmek: 'Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir?' -H. E. Adıvar. 2) bir yere iyice yerleşmek.

151

kök sökmek

çok çetin iş görmek.

108

kök söktürmek

uğraştırmak, güçlük çıkarmak.

105

kökü kazınmak

bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok edilmek.

38

kökü kurumak

yok olmak, ortadan kalkmak: 'Kelebeklerin kökünün kuruduğu bir dünyada çocuk istemem.' -T. Yücel.

104

kökünden halletmek

herhangi bir konuyu veya sorunu temelden çözümlemek: 'Bu işi kökünden halletmek için kızını derhâl evlendirmeye karar vermişti.' -A. H. Tanpınar.

112

kökünden kazımak

kökünü kazımak.

101

köküne kibrit suyu

yerin dibine batsın, ölsün, kahrolsun.

120

köküne kibrit suyu dökmek (kökünü kurutmak)

bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok etmek.

106

kökünü kazımak

bir daha üreyemez duruma getirmek, hiçbir kalıntısını bırakmamak, yok etmek: 'Bizimkilerin de amacı aynı / Doğan güneşle birlikte kökünüzü kazıyıp / Yeryüzünde bırakmamak izinizi' -T. Oflazoğlu.

103

kömür başa vurmak

kömürün iyi yanmamasından çıkan karbon oksidiyle zehirlenmekten baş ağrımak.

98

kömür gibi

kapkara.

104

kömürcü çırağına dönmek

yüzü, üstü başı siyah lekeler içinde kalmak, eli yüzü kapkara olmak.

110

köpeğe atsan yemez

'çok kötü (yiyecek)' anlamında kullanılan bir söz.

99

köpeğe hoşt, kediye pişt dememek

kendisine zarar verenlerden korunmak için en küçük bir tepkide bulunmamak.

36

köpeğin ağzına kemik atmak

hkr. karşı gelerek bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak.

111

köpek gibi

çok yaltaklanan: 'Kız ona derdini yanarken, paşanın Tevfik'i buldurması için köpek gibi yalvarırken, o gözlerini tavana dikiyor, cevap vermiyordu.' -H. E. Adıvar.

103

köpek yese kudurur

çok ağır ve onur kırıcı sözler için söylenen bir söz.

33

köprübaşını tutmak

çok önemli bir mevkiyi ele geçirmek.

115

köprüleri atmak

bir işten vazgeçme veya geri dönme imkânı kalmayacak biçimde kesin bir davranışta bulunmak.

110

köpük gibi

beyaz, hafif ve köpük görünümlü.

46

kör değneğini beller gibi

hep aynı biçimde davranıp hiçbir yenilik veya değişiklik yapmayacak biçimde: 'Evde, kör değneğini bellemiş gibi sabahları, biraz kızarmış ekmek, tereyağı ve reçelle çay içtiğimiz hâlde, bunlar, eniştemizin köşkünde bir öğle yemeği miktarına çıkar.' -A. Ş. Hisar.

109

kör itin öldüğü yer

çok uzakta olan yer: 'Sabah sabah kör itin öldüğü yerlerde işim yok.' -O. Kemal.

112

kör kör parmağım gözüne

'çok belli, göze batacak kadar ortada' anlamında kullanılan bir söz: 'Orada da bazı kimseler sanat denince ille kuru, basit, yalın kat, kör kör parmağım gözüne bir üslubu anlıyorlar.' -H. Taner.

108

kör kurttan bile vazgeçmemek

en küçük varlığı bile hor görmeden korumak.

108

kör şeytandan bulmak

kaderi kötü olmak.

99

körler mahallesinde ayna satmak

bir şeyi ona gereksinim duymayacak olan çevreye götürmek.

108

körün taşı

rastlantı sonucu birine zarar veren, hesapta olmayan iş.

101

kös dinlemek

türlü olaylar yaşadığı için bilgi ve deneyim sahibi olarak benzer veya daha basit olaylar karşısında aldırış etmemek: 'Politikacılar onun olumlu isteklerini kös dinler mi, dinlemezler mi o zaman görürüz.' -H. Taner.

96