Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kuru tahtada kalmak

eşyası elinden gitmek, çıplak evde oturma durumunda kalmak.

94

kuruda kalmak

deniz alçaldığında gemi karaya oturmak.

99

kurum kurum kurumlanmak (kurulmak)

büyüklenmek, böbürlenmek.

107

kurum satmak

böbürlenmek, büyüklenmek: 'Senin kıratında bir tane daha bulsun da kurumunu ona satsın.' -S. M. Alus.

103

kuruntuya kapılmak

boş yere tasalanmak.

45

kurusıkı atmak

argo palavra atmak.

43

kusur bulmak

1) bir şeyin özrünü görmek; 2) gereğinden çok titiz ve hoşgörüsüz davranmak: 'Nesine itiraz ederseniz ediniz, boyun bağına, pantolonun ütüsüne kusur bulamazsınız.' -H. E. Adıvar.

100

kusur etmek

yanlışlık yapmak: 'Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?' -A. M. Dranas.

119

kusur etmemek

hoş karşılanmayacak bir davranışta bulunmamak: 'Saygıda kusur etmemek için âdeta birbirleriyle yarış ediyorlardı.' -F. F. Tülbentçi.

42

kusur işlemek

yanlış davranışta bulunmak.

40

kusura bakmamak (kalmamak)

hoş görmek: 'Kusura bakma, hatırını soramadım.' -S. F. Abasıyanık.

104

kuş gibi

1) çok hafif; 2) çabuk iş gören, eline ayağına çabuk.

107

kuş gibi (kadar) yemek

çok az yemek.

109

kuş gibi çırpınmak

çaresizlik içinde telaşlı davranmak: 'Sokağa çıkmak, çocukların arasına karışmak için pencerede, kafeste kuş gibi çırpınırım.' -R. N. Güntekin.

110

kuş gibi uçup gitmek (uçmak)

1) çok kısa süren bir hastalıkla ölmek; 2) çok kısa sürmek, geçmek: 'Baktım seneler kuş gibi uçuyor / Baktım sonum bir avuç toprak' -B. Necatigil.

47

kuş kadar canı olmak

küçük, cılız, güçsüz bir yaratık olmak: 'Kaç gündür helak oluyor fukara, biraz dinlensin; kuş kadar canı var, temelli eriyip bitecek!' -A. İlhan.

106

kuş kafesi gibi

ufak ve güzel (yapı).

105

kuş kanadıyla gitmek

çok hızlı gitmek.

99

kuş tüyü gibi

çok yumuşak (oturacak, yatacak yer).

43

kuş uçurmamak

hiçbir şeyin veya kimsenin kaçmasına, geçmesine imkân vermemek: 'Zavallının yanına kimseyi sokmaz, bağından, bahçesinden kuş uçurmazmış.' -F. R. Atay.

98

kuşa benzemek (dönmek)

bir şey düzeltilmek istenirken komik veya biçimsiz bir duruma gelmek.

93

kuşku uyanmak

kuşku oluşmak: 'Fakat bu mektubun yazısı önceki gün gelen zarf üzerindeki yazıya çok benzediği için genç adamın yüreğinde bir kuşku uyanıyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

97

kuşku yok

başka türlü olamaz.

100

kuşkusu kalmamak

bir konuda her şeyi bilmek, şüphe duymamak: 'Tek kuşkum kalmamış evrende, hangi konu açılsa tek sözle ağzını tıkarım bütün bilgilerin.' -T. Oflazoğlu.

94

kuşkuya düşmek

kuşkulanmak.

104

kuşsütü ile beslemek

eksiksiz, özenle beslemek.

42

kuşun kanadıyla haber salmak

en hızlı bir biçimde haber vermek: 'Görürseniz, duyarsanız kuşun kanadıyla haber salın demedik mi?' -M. İzgü.

95

kutu gibi

küçük fakat kullanışlı ve şirin: 'Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi / Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi' -A. M. Dranas.

101

kuvvet almak

herhangi bir yardımla gücü artmak, kuvvetlenmek: 'Bundan kuvvet alarak âdeta bir nevi buruksu saadet içinde yaşamaktayım.' -R. H. Karay.

96