Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

olta atmak

1) balık yakalamak için olta takımını suya atmak; 2) mec. tuzak kurmak.

109

oltaya düşmek

hileyle karşılaşmak, oyun veya düzen içine girmek: 'Sersem balık gibi bu oltaya düşeceklerdi.' -H. F. Ozansoy.

99

oltaya gelmek

aldatılmak.

107

oltaya takılmak

tuzağa düşmek.

106

oltaya vurmak

balık yakalanmak.

105

oltayı yutmak

argo aldanmak.

98

oluk gibi akmak

çok bol ve arası kesilmeden gelmek: 'Para oluk gibi akıyordu Nahit'e.' -T. Buğra.

106

olup olacağı

'hepsi bu kadar' anlamında kullanılan bir söz.

41

olupbittiye getirmek

oldubittiye getirmek.

41

olur a!

geniş zaman kipinden sonra gelerek belirsizlik, olasılık anlamı katan bir söz: 'Olur a! Ağası belki sılaya gitmiştir, yerine tabanı yarık biri gelmiştir, ona da mektubu emniyet edememiştir.' -S. M. Alus.

103

olur almak

yetkili makamdan bir uygulamayı yapabilmek için yazılı izin almak.

108

olur şey (iş) değil

'olamaz veya gerçekleşmesi beklenmez' anlamında kullanılan bir söz.

44

olur vermek

yetkili makam bir uygulamanın yapılabilmesi için yazılı izin vermek.

39

oluruna bakmak

bir işin yapılabilirliğini araştırmak, yapmaya çalışmak.

116

oluruyla yetinmek

elde olanları yeterli bulmak, kanaat etmek.

101

omuz kaldırmak

1) bilmez gibi davranmak; 2) kabul etmemek, geri çevirmek.

38

omuz öpüşmek

eşit derecede olmak.

95

omuz silkmek

aldırmamak, önem vermemek: 'Seni hizmetime alacağım, dedim. Âdeta omuz silkerek: -Pekâlâ, dedi.' -F. R. Atay.

105

omuz vermek

1) omzuyla dayanmak; 2) mec. destek olmak: 'Bu, insanı yanlış yollara itelese de bir çıkış noktası bulunmasına omuz verebilir.' -S. Birsel.

118

omuzda taşımak

çok saygı göstermek, yüceltmek, övmek.

41

omuzları çökmek

bitkin, perişan ve yıkılmış bir durumda olmak.

111

omzuna atmak

ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak: 'Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar.' -C. Külebi.

102

on para etmemek

hiçbir değeri olmamak: 'Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa' -Âşık Veysel.

97

on paraya on takla (taklak) atmak

az bir miktar kazanabilmek için bile onursuzca bir sürü şey yapmak.

47

on parmağı boğazında olmak

isteği yapılmadığında sıkıntıya düşmek, düşürmek: 'Haftada iki gün oruç tutmazsan on parmağım boğazında olsun, dedi.' -R. N. Güntekin.

95

on parmağında on hüner (marifet) olmak

elinden her iş gelmek, çok becerikli olmak.

103

on parmağında on kara

herkesi lekelemek huyu olanlar için kullanılan bir söz: 'On parmağınızda on kara, iftira üstüne iftira çalıyorsunuz.' -T. Buğra.

114

ona buna dil uzatmak

herkes için ileri geri konuşmak.

106

onarım görmek

onarılmak: 'Ondan sonra da birkaç kez onarım görmüştür.' -S. Birsel.

106

onu bunu bırak

'bahane arama, mazeret ileri sürme' anlamında kullanılan bir söz.

111