Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

pişti olmak

argo 1) bir ortamda birbirinden habersiz olarak aynı giyim kuşam içinde karşılaşmak; 2) istenmeyen birisiyle aynı ortamda karşılaşmak.

107

piyango çekmek

talih oyunu için hazırlanmış kâğıtlardan birini bulunduğu yerden almak.

104

piyango vurmak (çıkmak)

1) piyangoda ikramiye kazanmak; 2) beklenmedik bir yerden büyük kazanç sağlamak.

95

piyasa etmek

dolaşmak: 'Akşamları böyle kapı önünde piyasa eder.' -R. N. Güntekin.

93

piyasaya almamak

önem vermemek, değersiz görmek: 'Beni kimse piyasaya almaz arkadaş, ben dünyanın en aşağılık insanıyım. Sokaktaki itler bile piyasaya almazlar beni.' -O. Kemal.

99

piyasaya çıkmak

1) bir ürün satışa sunulmak; 2) fuhuş yapmak üzere müşteri aramak.

98

piyasaya düşmek

1) çok bulunur olmak; 2) kadın, kötü kadın olmak.

101

plak bozulmak

argo can sıkmak, bıkkınlık verecek biçimde konuşmak, dırdır etmek.

32

plan kurmak

1) bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak: 'Yukarıdaki hizmetçisini karşısına almış, plan kuruyordu.' -E. E. Talu. 2) mec. bir düzen hazırlamak.

95

pof diye

pof sesi çıkararak: Yastık pof diye yere düştü. Balon pof diye söndü.

121

poker çevirmek

poker oynamak: 'Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir.' -P. Safa.

96

polat gibi

çelik gibi, güçlü kuvvetli: 'Atletinin örtmediği pazıları polat gibi.' -R. H. Karay.

33

polemiğe girmek (girişmek)

siyasi, bilimsel veya edebî konularda sert tartışmalar yapmak: 'Polemiğe girdiği genç kuşak yazarların soluksuzluğunu yoksulluk yılları ürünü olmalarına bağlamıştı.' -H. Taner. 'Delegasyonumuz aleyhine çalakalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

106

polemiğe kaçmak

konudan uzaklaşıp dalaşmak: 'Politikada herkes birbirini polemiğe kaçmakla suçluyor.' -A. Boysan.

100

poliçe çekmek

bir müşteriye ödeme yapması için bildiride bulunmak.

93

politik davranmak

belli bir amaca ulaşmak için uzlaşmaya, iyi geçinmeye önem vererek hareket etmek.

102

politika gütmek

politika izlemek.

92

politika yapmak

bir işi çözümlemek için politika yolunu kullanmak.

98

popülarite kazanmak

halk tarafından sevilmek, tutulmak: 'Bir halk çocuğu olarak popülarite kazanmış, önce elinizde, sonra partinizde basamakları çıkmış, parlamentoya girmişsiniz.' -H. Taner.

97

post elden gitmek

1) öldürülmek; 2) bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak.

97

post vermek

canını vermek, ölmek: 'Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna' -F. N. Çamlıbel.

40

posta etmek

1) görevliler, birini resmî bir daireye götürmek; 2) birini, gönlü olmasa da bir kimseye teslim edip bir yere göndermek.

105

posta koymak (atmak)

tkz. birini korkutmak, gözdağı vermek: 'Daha dün Kel Mahmut'u yıkayıp yağlayan yavşak bugün kalkmış ona posta koyuyor.' -R. Ilgaz.

101

posta yapmak

bir yere gidip gelmek, sefer yapmak: Araba şehre günde üç posta yapar.

30

postaya atmak (vermek)

mektup, gazete, paket vb.ni gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek, postalamak: 'Evet. Dilekçeyi de şimdi verdim postaya.' -T. Buğra.

96

postayı kesmek

1) ilgiyi kesmek; 2) bir şeyi yapmaktan vazgeçmek: Ben postayı kestim, artık toplantılara gitmeyeceğim.

33

postu deldirmek

argo 1) kurşunla vurulmak; 2) ölmek: Sen o zamana kadar postu çoktan deldirmiş, kuyruğu titretmiş olursun.

46

postu kurtarmak

öldürülmek tehlikesini atlatmak: 'Binlerce kişiden ancak birkaç kişi postunu kurtarabildi.' -F. R. Atay.

101

postu sermek

gittiği yerde uzun süre kalmak: 'Sabiha Hanım'ı eğlendirmek bahanesiyle konağa postu sermiş.' -H. E. Adıvar.

94