Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

pusuya yatmak

pusuda beklemek: 'Sakarya galibiyeti, o güne kadar pek farkına varılmayan korkunç bir düğümün çözülmesine, sinmiş, pusuya yatmış kuvvetlerin meydana çıkmasına yol açmıştı.' -T. Buğra.

98

puşt olmak

1) birinin ilencine uğrayıp kötüleşmek, mahvolmak: 'Bu gurbet ellerde candan usandım / El kahrını çekmede ömrüm puşt oldu' -Halk türküsü. 2) argo bir işin uzmanı olmak.

102

put gibi

sessiz, anlamsız bir bakışla ve kımıldamaksızın: 'Ben ağlamıyor, put gibi duruyordum.' -A. Kutlu.

107

put kesilmek

sessiz ve hareketsiz bir durum almak: 'Görmediniz mi, adını söyleyince herkes put kesiliyor.' -A. H. Tanpınar.

100

püf desen uçacak

çok zayıf kimseler için kullanılan bir söz.

89

pürdikkat kesilmek

çok dikkat etmek: 'Bir tıkırtı, bir ayak sesi duyar mıyım diye kulaklarımı açıp pürdikkat kesildim.' -A. Ümit.

98

pürüz çıkarmak

engel çıkarmak.

99

Rabbena hakkı için

ant içerken inandırmak için kullanılan bir söz.

35

racon kesmek

1) görünüşe göre hüküm vermek; 2) gösteriş yapmak: 'Hayati ortaya atılır, tosunca raconu keser ya da dövülürdü.' -H. R. Gürpınar.

104

rağbet etmek (göstermek)

istemek, beğenmek, istekle karşılamak: 'El işçiliğine ve çiftçiliğe rağbet göstermediler.' -N. F. Kısakürek.

104

rağbet görmek (kazanmak)

istenilmek, beğenilmek, istekle karşılanmak: '... haftanın bir gecesinde yalnız kadınlara oynayacak kadar mahallede rağbet kazandı.' -H. E. Adıvar.

96

rahat bırakmak

daha rahat ve huzurlu oturmayı sağlamak.

88

rahat bırakmamak (vermemek)

tedirgin etmek: 'Beni son nefesimde rahat bırakmayan herif, bana o vakitler akla gelmez cefalar çektirmişti.' -Ö. Seyfettin.

98

rahat durmak

yaramazlık etmemek veya kımıldamamak.

105

rahat etmek

sıkıntısız durumda olmak, ferahlanmak, dinlenmek: 'Benim ve kardeşimin mektep veya sokak dönüşü kirliliklerimiz yüzünden içlenirdi, bizi yıkayıp temizleyinceye kadar rahat etmezdi.' -Y. K. Beyatlı.

103

rahat kıçına batmak

tkz. bulunduğu rahat durumun değerini bilmemek.

31

rahat olmak

üzüntülü, sıkıntılı veya tedirgin durumda olmamak.

102

rahat yüzü görmemek

hiç rahat etmemek: 'Derler ki bugünden itibaren Zeliha'nın kalbi rahat yüzü görmedi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

102

rahata ermek

rahatlamak.

50

rahata kavuşmak

rahatlamak.

94

rahatı kaçmak

rahatsız, tedirgin olmak, üzülmek: 'Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi.' -M. Ş. Esendal.

112

rahatına bakmak

hiçbir şeye aldırış etmeyerek rahatını sağlamaya çalışmak.

40

rahatsızlık duymak

tedirgin olmak, huzurunun ve rahatının kaçtığını hissetmek: 'Anasını ayakta, kara, korkunç bir yüzle görünce tuhaf bir rahatsızlık duydu.' -H. E. Adıvar.

100

rahatsızlık vermek

rahatını bozmak, rahatını, keyfini kaçırmak.

105

rahleitedrisinden geçmek

birinden eğitim almak.

119

rahmet okumak

Tanrı'nın merhamet ve bağışlaması için dua etmek.

37

rahmet okutmak

biri, kötü bir kimseden daha kötü çıkmak.

43

rahmet olsun canına

hlk. 'Allah rahmet eylesin' anlamında ölüler anılırken kullanılan bir iyi dilek sözü.

104

rahmetli olmak

ölmek.

42

rahmetlik olmak

ölmek.

106