Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

safra atmak

1) insana veya araca fazla yük olan malzemeleri atmak; 2) mec. sıkıntı veren bir kimseden veya bir şeyden kurtulmak.

103

safra bastırmak

açlığını yatıştıracak kadar az bir şey yemek.

96

safrası kabarmak

açlıktan midesi bulanmak.

96

sagu sağmak

ağıt yakmak.

104

sağ eliyle sol kulağını göstermek

kısa yoldan yapılacak bir işi dolambaçlı yollardan geçerek yapmaya çalışmak.

108

sağ gösterip sol vurmak

şaşırtmak.

100

sağ kalmak

ömrünü devam ettirmek, yaşamasını sürdürmek: Sağ kalsaydı daha çok kimseye yardımı olurdu.

93

sağ ol

hoşa giden bir davranış için 'çok yaşa, teşekkür ederim' anlamlarında söylenen bir söz.

99

sağ olsun

1) biri için sitem yollu bir şey söyleneceği zaman söyleyenin iyi niyetini belirtmek amacıyla sözün başına getirilen bir söz: Sağ olsun, beni hiç dinlemedi. 2) bir kişiye güven duyulduğu zamanlarda kullanılan bir söz.

103

sağ yap!

'direksiyonu sağa çevirerek sağ yöne git!' anlamında kullanılan bir söz.

97

sağ yapmak

direksiyonu sağa doğru çevirmek, sağa yöneltmek.

33

sağa kaymak

siyasette ve ekonomide sağ eğilimli olmak.

36

sağa sola

rastgele yerlere: 'Bu kurnaz dilenci böylece inisiyatifi göstermelik de olsa eline alıp sağa sola emirler vermeye başladı.' -İ. O. Anar.

92

sağa sola bakmadan

ortalığı kollamadan, saygısızca.

96

sağdan geri dönmek (etmek)

geri dönmek, geri dönüp gitmek: 'Binbaşının gayriihtiyari içi sızladı, yaşlı bir kadını dövmeye kalkmış gibi utanma hissi duyarak sağdan geri etti, başı önünde mağlup ve mahcup merdivenleri indi.' -R. N. Güntekin.

35

sağı solu olmamak

1) nasıl davranacağı kestirilmez olmak; 2) olumlu mu olumsuz mu davranacağı bilinmeyen bir kişi olmak.

96

sağını solunu bilmemek

düşüncesiz, dikkatsiz olmak.

31

sağlam durmak

gücünü, yeteneğini ve cesaretini toplamak: 'Daha bugünden sağlam durmayı beceremezse kaptan köprüsüne adım atmasın.' -Z. Selimoğlu.

99

sağlam pabuç (ayakkabı) değil

bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz: 'Nasıl aldattı beni meğer sağlam ayakkabı değilmiş.' -P. Safa.

98

sağlama almak

güvenilir bir durumda olmasını sağlamak: 'Oyuna gelenlerin işi sağlama almaları dudaklarımdaki gülüşü kurutuverdi.' -N. Hikmet.

77

sağlıcakla kal (kalın)

ayrılırken kalanlara söylenen bir esenlik sözü, hoşça kal.

113

sağlık olsun!

üzücü bir durum veya bir zarar karşısında avunma sözü olarak söylenen bir söz: Sürahi kırıldı diye üzülme, sağlık olsun!

105

sah çekmek

bir yazının doğru olduğunu bu işaretle belirtmek.

95

sahabet etmek

korumak, kayırmak: 'Sen hayırlı bir mal mısın ki Hatice'yi sahabet edeceksin.' -P. Safa.

30

sahabetçi çıkmak

kayırmak, arka çıkmak: 'Kahpenin gözlerine mi tutulmuş ne, sahabetçi çıkıyor.' -R. H. Karay.

93

sahaya çıkmak

1) spor karşılaşmasına başlamak için sahada yerini almak; 2) alan araştırması yapmak için belirlenen yere gitmek; 3) mec. mücadele etmeye başlamak.

86

sahile bindirmek

den. gemiyi içindeki yükü oluşan tehlikeden kurtarabilmek amacıyla bilerek karaya oturtmak.

82

sahile vurmak

bir nesne dalga veya akıntının etkisiyle kıyıya gelmek, kıyıda bulunmak.

93

sahip çıkmak

1) kendinin olduğunu ileri sürmek; 2) korumak, koruyucu olmak, ilgilenip gözetmek: 'Yazarlara yalnız yazarlar sahip çıkıyor.' -A. Ağaoğlu.

48