Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sarı çizmeli Mehmet Ağa

kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimse.

90

sarılıp kundaklanmak

yoğun etki altında kalmak: 'Çünkü bir bakmışım ki hep başkalarının fikirleriyle sarılıp kundaklanmışım.' -E. Işınsu.

41

sarıp sarmalamak

sıkıca sarmak: 'Bak o zaman nasıl yakınlaşacaksınız. Güven nasıl sarıp sarmalayacak ikinizi.' -A. Ağaoğlu.

114

sarmaş dolaş olmak

1) birbirine sarılıp kucaklaşmak: 'Batan bir gemide birbirini arayıp bulduktan sonra sarmaş dolaş olmuş felaketzedelere benziyorlar.' -N. F. Kısakürek. 2) iç içe girmek, karman çorman olmak.

40

sarpa sarmak (çekmek)

güçlükler ortaya çıkmak, çözülmesi çok güç bir duruma gelmek. 'Düz ovada sarpa çekme yolunu / Ver mektebe okutsunlar oğlunu' -Âşık Veysel.

98

sarsıntı geçirmek

beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek, üzülmek.

34

sası kokmak

yiyecek bozulmak, çürümek.

99

satılığa çıkarmak

satmak, satışa çıkarmak: 'Memleketine mi dönüyormuş neymiş, bütün eşyasını satılığa çıkarmış.' -A. İlhan.

94

satıp savmak

gereken parayı sağlamak için elindeki malı ucuza satıp tüketmek, yok pahasına elden çıkarmak.

33

satır atmak

herkesi öldürmek, kırıp geçirmek.

106

satışa çıkarmak

satmak için ortaya koymak: 'Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir.' -N. Uygur.

28

satışa gelmek

uydurma bir sebeple ortada bırakılmak.

94

satıya çıkarmak

satışa çıkarmak.

92

savaş açmak (ilan etmek)

1) bir veya daha fazla devlete karşı savaş durumuna geçmek; 2) ortadan kaldırmak için uğraşmak: 'Softalığa savaş açan ilk laikler orada toplanmıştır.' -Y. Z. Ortaç.

39

savaş vermek

savaşmak.

96

savaşım vermek

bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek, mücadele etmek: 'Sen ancak iyi savlar için savaşım vermekte rahat ederdin.' -H. Taner.

30

savunmasını almak

soruşturma sebebiyle suçlanan birisinin düşüncesine başvurmak.

34

savuşup gitmek

ilgi çekmeden gizlice, aceleyle ayrılmak: 'Yemek kotaracağım diye savuşup gitti.' -H. R. Gürpınar.

107

saya gezmek

köy çocukları ramazanda veya özel günlerde çeşitli tekerlemeler söyleyip kapı kapı dolaşarak ufak tefek yiyecek toplamak.

37

sayesinde sayeban olmak

istenilen bir şeyi başkasının aracılığıyla elde etmek: 'Sayende sayeban olduk İstanbul şehri / Sayende sebil olduk, aç kaldık, sefil olduk' -A. İlhan.

102

sayfa bağlamak

dizgide dökülen kurşun satırları bir sayfa düzeni içinde toplayarak sıkıca iple bağlamak: 'Sayfayı öyle sıkı bağlardı ki satırlar âdeta birbirine kenetlenirdi.' -Y. Z. Ortaç.

100

saygı duymak (beslemek)

birine, bir şeye karşı saygı hissetmek: 'Şakır şakır yağan yağmurlara benzeyen insanlara, düşmanım da olsalar saygı duyarım.' -N. Kemal.

103

saygı göstermek

saymak, değer vermek: 'Kendilerine büyük saygı gösterdim ve imdatlarına muhtaç olduğumu belirttim.' -N. F. Kısakürek.

110

sayı hesabıyla

bir spor yarışmasında bir sporcu veya takımın kazandığı sayı bakımından: 'Sayı hesabıyla bir galibiyeti bile öpüp de başımıza koyacaktık.' -H. Taner.

83

sayım suyum yok

1) çocuk oyunlarında 'kısa bir süre için oyun dışıyım' anlamında kullanılan bir söz; 2) çocuklar arasında bir işte şakaya yer verilmeyeceğini anlatan bir söz: 'Alır mıydım? Sevinir miydim? Yoksa mızıkçılık eder, -Olmaz, sayım suyum yok... Siz birlik olup bana oyun ettiniz -mi derdim.' -H. Taner.

106

sayıp dökmek

ne var ne yok, hepsini söylemek: 'Böyle misaller sayıp dökmek gerekse satırlar değil, sütunlar dolar.' -R. E. Ünaydın.

105

sayısını Allah bilir

'o kadar çok ki saymakla bitmez' anlamında kullanılan bir söz.

114

sebat etmek (göstermek)

sözünden veya kararından dönmemek, bir işi sonuna kadar götürmek, direşmek: 'Fakat şu var ki çocuklar arzularında sebat göstermiyorlar.' -H. E. Adıvar.

109

sebebiyet vermek

bir şeye, bir olaya sebep olmak, yol açmak: 'Bu acıya kendi sebebiyet verdiğini hissetmekten gurur duyuyordu.' -H. E. Adıvar.

103