Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

tavşanı araba ile avlamak

işini telaşsız ve soğukkanlılıkla görmek.

93

tavşanın suyunun suyu

iki şey arasındaki ilginin çok uzak olduğunu anlatan bir söz.

104

tavuk ayağı yemek

gevezelik etmek, dedikodu yapmak: 'A, o nasıl lakırtı, dedi. Bunlar da tavuk ayağı yemişler, ağızlarında bakla ıslanmıyor.' -M. Ş. Esendal.

104

tavuk gibi

erken yatıp uyuyan.

95

tay tay durmak

emekleme döneminde, henüz yürüyemeyen çocuk ayakları üzerinde durmak.

96

tayini çıkmak

atanmak.

39

tazarruda bulunmak

Tanrı'ya yakarmak.

98

taze ot görmüş eşek gibi

iştahlanmış bir biçimde: 'Çamur, taze ot görmüş eşek gibi pis pis sırıtmış bunun üzerine.' -H. Taner.

99

tazı gibi

1) çok zayıf ve ince kemikli (kimse); 2) çok hızlı (kimse).

107

tazyik etmek

1) zorlamak, baskı yapmak; 2) sıkıştırmak: 'Adamın bileklerini iki avucunun arasına alarak tazyik ediyor.' -E. M. Karakurt.

96

tebdil gezmek

1) tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek; 2) mec. değişik görüntüde olmak: 'Anlayana sivrisinek saz düşüncesine dayanan ve tebdil gezen bir şiir yaygınlaştı.' -S. Hilav.

43

tebdilimekânda ferahlık vardır

sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere giderek huzur sağlanacağını bildiren bir söz.

99

tebelleş etmek

birini veya bir şeyi birinin başına bela etmek: '... hanım evladını tepemize tebelleş eden kendisidir.' -A. İlhan.

102

tebelleş olmak

onun başına dert olmak, musallat olmak: 'Ha şunu bilmende yarar var, kadın çok tebelleş olursa, ona bir randevu verip kendisini dinleyebilirim.' -E. Işınsu.

101

tebligatta bulunmak

bildirim yayımlamak, bildirimden haberdar etmek, bildirim göndermek: '7 Temmuz 1919 tarihinde, şu umumi tebligatta bulundum.' -Atatürk.

110

tecahülüarifaneden gelmek

bilmez gibi davranmak.

96

tecrübe tahtasına çevirmek

üst üste başarısız denemelere konu etmek: 'Hastaları tecrübe tahtasına çevirmiş nice vakaları rastgele bir kinin tedavisiyle tedavi ettiğimi bilirim.' -R. N. Güntekin.

98

tecrübe tahtasına dönmek

üst üste başarısız denemelere konu olmak.

99

tedahülde kalmak

ödenmeden birikmek.

102

tedarikte bulunmak

hazırlık yapmak.

29

tedavi görmek (olmak)

iyileşmek amacıyla sağlık uygulamalarından geçmek: 'Birkaç kez alkol tedavisi gördü ama yararı olmadı.' -C. Külebi.

94

tedavülden kalkmak

para artık kullanılmamak.

103

tedavüle çıkarmak

parayı piyasaya çıkarmak.

107

tedbir almak

1) önlem almak: 'Selefleri bu yolda bir sürü tedbir almışlar fakat tam muvaffak olamamışlardır.' -N. F. Kısakürek. 2) hazırlanmak.

127

teessüf ederim!

yazıklar olsun!

44

teessüf etmek

1) acımak, üzülmek, yazıklanmak: 'İdraksiz, şuursuz geçen günlerimiz için teessüfler edeceksiniz.' -Ö. Seyfettin. 2) kınamak.

108

teessür göstermek

üzüntüsünü açığa vurmak: 'Artık gözümün önünde ölse teessür göstermek istemiyordum.' -R. N. Güntekin.

54

tef çalsan oynayacak

karmakarışık olan eşyalar için söylenen bir söz.

134

tefe koyup çalmak

tefe koymak.

97

tefekküre dalmak

derin düşünmek, düşünceye dalmak.

98