Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

temize çekmek

bir yazının karalamasını temiz olarak yazmak: 'Bizim yazarımız temize çektikten sonra romanı elinde dolaşır dururdu kapı kapı.' -N. Cumalı.

98

temize çıkmak

huk. aklanmak: 'Gazete kendi evin, temize çıktığın gün gelmezsen küserim bak.' -A. İlhan.

98

temize havale etmek

1) uzayıp giden bir işi bitirivermek; 2) yiyeceği yiyip bitirmek; 3) argo kısa yoldan çözümlemek, çabucak bitirmek.

101

temizlik yapmak

1) temizlemek; 2) mec. öldürmek: 'Ovadaki İslam köylerinde nasıl temizlik yapılacağını müzakereye koyuldular.' -Ö. Seyfettin. 3) mec. zararlı şeyleri yok etmek.

44

tempo tutmak

el çırparak veya el ve ayaklarını bir yere vurarak bir müziğe eşlik etmek: 'Parmaklarımızla masanın tahtasında tempo tutuyoruz.' -A. Ağaoğlu.

96

temyize gitmek

mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesi için Yargıtaya başvurmak.

109

tenakuza düşmek

birbiriyle çelişen sözler söylemek.

95

tencerede pişirip kapağında yemek

geçinme konusunda var olanla yetinmek.

95

tenceresi (tencereleri) kaynamak

geçimleri az çok yerinde olmak.

111

tenceresi kaynarken, maymunu oynarken

geçimi yolunda, keyfi yerindeyken.

96

teneffüs etmek

soluk almak: 'Sanki teneffüs ettiği havayı kollayan bir tilki gibi tetikte, sihirli ve hamarat görünürdü.' -A. Ş. Hisar.

125

tenha kalmak

1) ıssızlaşmak: 'Onlar gittikten sonra her yer tenha kaldı.' -M. Ş. Esendal. 2) esk. yalnız kalmak.

108

tepeden tırnağa süzmek

herhangi bir sebeple birine dikkatlice bakmak.

114

tepesi aşağı gitmek

işleri bozulup büyük zarara uğramak.

108

tepesi atmak

birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek: 'O sırada babalığını anımsıyordu kötü bir düşü anımsarcasına ve kızgınlıktan tepesi atıyordu.' -M. Uyguner.

120

tepesi üstü

başı yere gelmek üzere, tepetakla.

118

tepesinde değirmen çevirmek

tepesinde havan dövmek.

99

tepesinde havan dövmek

üst katta oturan biri, gürültü yaparak alt kattakini rahatsız etmek.

43

tepesinden kaynar sular dökülmek

başından aşağı kaynar sular dökülmek: 'Nazmiye'nin tepesinden sanki kaynar sular döküldü, yooo ... dedi.' -O. Kemal.

44

tepesinin tası atmak

birdenbire çok sinirlenmek.

45

tepetakla etmek (devirmek)

birinin toplumsal veya ekonomik durumunu bozmak.

41

tepetakla gitmek (yuvarlanmak)

hızlı bir biçimde toplumsal ve ekonomik durumu bozulmak.

104

tepki çekmek

olumsuz, sert bir eleştiriyle karşı karşıya kalmak.

29

tepki duymak

bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek: 'Eski alışkanlıkların yanı sıra genel yaşantıya tepki duymuşlardı.' -C. Külebi.

109

tepki göstermek

bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek: 'Önemli olan, tepki gösterdiğimiz şeyden kurtulmanın yoluna bakmak, bu yolu bulmaktır.' -O. Kemal.

104

tepki koymak

bir düşünce veya harekete karşı çıkmak.

103

tepki vermek

herhangi bir etkiye karşı söz veya davranışla karşılık vermek.

111

tepkide bulunmak

tepki göstermek.

103

tepkimeye girmek

kim. bir cisim etkisi altında kaldığı bir şeye karşı tepki vermek.

107

teptim keçe oldu, sivrilttim külah oldu

bir şeyi işine geldiği gibi gösterenler veya yorumlayanlar için söylenen bir söz.

108