Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

tezkere almak

ask. askerlik görevini tamamlayarak bunu bildiren bir belge almak.

109

tezkere bırakmak

ask. askerlik görevini bitirdiği hâlde orduda çalışmasını sürdürmek, orduda kalmak.

38

tezkeresini eline vermek

işine son vermek, kovmak.

40

tezkiyesini düzeltmek

ahlakça kötü tanınmışken durumunu düzeltmek.

103

tezvir çıkarmak

birisi hakkında kovculuk etmek.

102

tığ gibi

ince, zayıf, sağlam ve çevik (kimse): 'Böyle kibar, yakışıklı, tığ gibi kocayı rüyada görsen inanmazdın.' -S. M. Alus.

96

tıka basa doldurmak

doldururken çok bastırıp sıkıştırmak.

105

tıka basa yemek

mideye sıkıntı verecek kadar çok yemek.

106

tıkırı yolunda olmak (gitmek)

varlıklı olmak, hâli vakti yerinde olmak.

44

tıkırında gitmek (olmak, yürümek)

işler yolunda ve düzenli gitmek: 'Kimi zaman da her şeyin tıkırında gittiğini düşünüp, haydi bir gece daha yaşasınlar, diyorum.' -S. İleri.

109

tıkırını yoluna koymak

geçim düzenini iyi olarak sağlamak.

113

tıknefes olmak

nefesi tıkanmak, nefes darlığı olmak.

105

tıpış tıpış yürümek

1) kısa adımlarla çabuk yürümek; 2) mec. ister istemez bir yere gitmek veya bir yerden ayrılmak.

106

tıraş etmek

1) tıraş işini yapmak; 2) argo bıkkınlık verecek kadar uzun konuşmak.

110

tıraşa tutmak

argo birini bıkkınlık verici uzun konuşmalarla oyalamak.

107

tıraşı gelmek (uzamak)

saçı, sakalı tıraş edilecek duruma gelmek.

100

tırhallı, hep bir hâlli

aynı şartlar altında bulunanların aynı durumda olduklarını anlatmak için söylenen

109

tırıs gitmek

koşmaya yakın hızlı yürümek.

107

tırnak göstermek

korkutmak, gözdağı vermek.

104

tırnak kadar

1) çok küçük; 2) çok az.

44

tırnak sürüştürmek

kavgayı körüklemek.

51

tırnak takmak

kötülük yapmak için bahane aramak: 'İş karıştırmak için de ilkin belediyeye tırnak takarlar.' -M. Ş. Esendal.

107

tırpan atmak

tırpanlamak.

110

tırpandan geçirmek

tırpanlamak.

112

tırtıl çekmek

henüz yumuşak olan bir parçayı metal bir tırtılla süslemek.

28

tırtıl kesmek

bir şeyin yanlarını diş diş kesmek.

119

tıs kesilmek

sessiz kalmak: 'Neyzen hicaz bir taksime başladı; bu koca yeri dolduran yüzlerce insan birden tıs kesildi.' -O. C. Kaygılı.

104

tıs yok

bir yerde hiç ses olmadığını belirtmek için kullanılan bir söz.

36

tilki gibi

kurnaz (kimse).

108

tilki uykusuna vermek

uyuyormuş gibi yaparak fırsat kollamak: 'Muzafferiyeti sonuna kadar yudum yudum içebilmek için kendimi tilki uykusuna verdim.' -F. Celâlettin.

103