Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

topaç gibi

vücutça toplu ve sağlıklı (çocuk).

110

topal eşekle kervana katılmak (karışmak)

tkz. yetkisi ve yeteneği olmadığı hâlde önemli bir işe katılmaya yeltenmek.

102

toprağa bakmak

ölümü yakın görünmek.

109

toprağa düşmek

ölüp gömülmek: 'Bu sabah hesap ettim, küçüğüm toprağa düşeli tam yetmiş üç gece olmuş.' -R. N. Güntekin.

106

toprağa vermek

ölüyü gömmek.

106

toprağı bol olsun

Müslüman olmayanlar için 'ruhu sükûn içinde olsun' anlamında söylenen bir söz: 'On dakikaya kalmadan adamcağız sizlere ömür! -Toprağı bol olsun diyeceksiniz.' -R. Erduran.

113

toprağı çekmiş

sürekli olarak yaşadığı yerden kısa bir süre kalmak üzere gittiği başka bir yerde ölenler için söylenen bir söz.

109

toprağına ağır gelmesin

bir ölünün aleyhinde konuşulduğunda kullanılan bir söz.

101

toprak çekmek

1) bir yerdeki toprağı başka bir yere taşımak; 2) mec. ölmek.

105

toprak doyursun gözünü

gözünü toprak doyursun.

107

toprak olmak

1) ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için artık çürümüş olmak, toprağa karışmış olmak; 2) ölmek: 'Boş saatlerde, şimdi ikisi de toprak olan iki dostumla sanat tartışmaları yapıyorduk.' -Y. Z. Ortaç.

102

toprak paklar

'bir kimsenin yaptığı kötülükler ancak ölmesiyle son bulur' anlamına kullanılan bir söz.

107

topu atmak

argo 1) iflas etmek: 'Biz kim oluyoruz ki veresiye verelim, iki günde topu atarız.' -M. Ş. Esendal. 2) sınıfta kalmak.

43

topu dikmek

1) topu ayakla hızlı bir biçimde havaya doğru atmak; 2) mec. ölmek.

46

topu taca atmak (bırakmak)

1) sp. karşılaşmada topu yan çizgi dışına çıkarmak: 'Dündar koşmuyor ve topu taca bırakıyor.' -A. İlhan. 2) mec. konuşulan konuyu saptırmak.

113

topuk çalmak

yürürken ayakların iç kemikleri birbirine çarpmak.

41

topuk kapmak

dalmak.

108

topuk vurmak

ask. selamlamadan önce ayak topuklarını yan yana getirmek.

109

topuz gibi

kısa ve tıknaz (kimse).

102

torbaya koymak

tkz. sağlamak, elde etmek.

113

tornistan etmek

1) den. gemi geri dönmek; 2) hlk. bir giyeceği ters yüz etmek.

39

tortop olmak

top biçimine girmek: 'Çocuklar köşede bir hasırın üstünde tortop olmuşlardı.' -R. N. Güntekin.

45

torun tosun (torba) sahibi olmak

1) torunu olmak; 2) yaşlı olmak.

109

tos vurmak

alın veya boynuzla vurmak, süsmek: Bir tos vurduğu gibi kapıyı darmadağın ediyor.

113

tosun gibi

tıknazca ve gürbüz.

107

toz almak

bir yerin tozunu temizlemek.

98

toz etmek

ezip harap etmek, ortadan kaldırmak.

107

toz kondurmamak

bir şeyde herhangi bir kusurun varlığını kabul etmemek, bir şeyi kusursuz göstermek: 'Toz kondurmadığı devletinin kendisini hatırlamasını sabırla bekliyor.' -E. Atasü.

43

toz koparmak

toz kaldırmak.

100

toz olmak

1) toz durumuna gelmek; 2) argo kaybolup gitmek, kaçmak, uzaklaşmak.

116