Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

tozdan dumandan ferman okunmamak

ortalık çok karışık olmak.

95

tozu dumana katmak

1) ortalığı altüst etmek: 'Uzaktaki yoldan açık bir otomobilin tozu dumana katarak kasabaya geldiği görüldü.' -H. Taner. 2) toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak: 'Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı.' -Halikarnas Balıkçısı.

105

tozunu almak (atmak, silkelemek, silkmek)

1) bir şeyi silerek tozdan temizlemek; 2) tkz. dövmek, hırpalamak.

96

töhmet altında kalmak

suçu işlediği düşünülmek: 'Hiçbir doktor her an intihar etmeye hazır bir psikopatın töhmeti altında kalmak istemez.' -A. Kulin.

43

tövbeler olsun! (tövbesi!)

bir kimsenin herhangi bir işten çok pişman olarak tekrarlamama kararı aldığını anlatan bir söz: 'Geyik çekti bizi kendi dağına / Tövbeler tövbesi geyik avına' -Halk türküsü.

99

tövbesini bozmak

tövbe ettiği herhangi bir işe, duruma yeniden dönmek.

111

trafik kilitlenmek

herhangi bir sebepten dolayı araç yolu tıkanmak, işlemez duruma gelmek.

39

transa geçmek (girmek)

kendinden geçmek, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçmek: 'O garip bir transa girmişti; beni konuşturmak, nasıl aşağılık duygusu içinde kıvrandığımı işitmek istiyordu.' -A. Ümit.

88

transit geçmek

1) bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçmek; 2) mal gümrüksüz geçmek; 3) argo sürücü, trafik kurallarına uymamak.

101

treni kaçırmak

bir şeyi elde etme, bir işi gerçekleştirme fırsatını ve imkânını yitirmek.

98

tribünlere oynamak

iş yapmadığı hâlde kendini iş yapıyor gibi göstermek.

96

tu kaka etmek

hafife alıp bir kenara itmek, önem vermemek, kötülemek: 'Tu kaka edilen eserler de er geç eski tahtlarına geçer otururlar.' -H. Taner.

100

tu kaka olmak

hafife alınıp bir kenara itilmek, önem verilmemek, kötülenmek: 'Refik Halit Karay 've' nin bu kadar tu kaka olmasının sebebini son zamanlarda pek yerli yersiz kullanılmaya başlamasında buluyor.' -O. V. Kanık.

109

tuğra çekmek

Osmanlı Devleti'nde ferman, berat ve resmî belgelere tuğra koymak.

114

tulum çıkarmak

1) hayvanın derisini yarmadan çıkarmak; 2) çoğunluk sistemine dayalı seçimlerde bir partinin listesindeki bütün adaylar seçimi kazanmak.

102

tulum gibi

her yanı şiş, şişman.

94

tumba etmek

den. 1) sandalı, omurgası yukarı gelecek biçimde çevirmek; 2) araba veya vagonu ters çevirerek boşaltmak.

101

tumturak yapmak

vurgulamak, önemini belirtmek, etkili olmasını sağlamak: 'Hecelerimiz de telaffuzda tumturak yapmak için lastik gibi çekilir.' -Y. K. Beyatlı.

39

tun tun kaçmak

gizlice kaybolmak: 'Duyarlığı hastalık derecesinde yüksek, gerçekle bağlantısı zayıf, ürkek bir çocuktu İhsan, kavgadan gürültüden tun tun kaçıyordu.' -A. İlhan.

38

tundan tuna atmak

bir kişiyi uzaklara sürüp dolaştırmak.

89

tur atlamak

spor karşılaşmalarında çok puan toplayarak veya kurada kazanarak bir sonraki tura katılma hakkını kazanmak.

101

tur atmak

1) dolaşmak, dolaşıp gelmek, dönmek: 'Bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor.' -H. Taner. 2) şampiyon olunca veya galip gelince takım oyuncuları seyircileri selamlayarak sahada dolaşmak.

100

tur bindirmek

sp. 1) uzun mesafeli pist yarışlarında hızlı olanlar, yavaş olanları bir veya daha fazla tur geride bırakmak; 2) mec. üstün gelmek, fark atmak.

92

tura çıkmak

gezinti yapmak: 'Her ay, mehtapta bir iki kere merkeplerle tura çıkardık.' -A. Ş. Hisar.

95

turfa olmak

değerini yitirmek, çürümek: 'Turfa oldu artık eski felsefe.' -Y. Z. Ortaç.

38

turnayı gözünden vurmak

umulmadık bir kazanç veya çıkar sağlama imkânı ele geçirmek: 'Ne talih varmış bunakta. Turnayı gözünden vurdu, dedi.' -R. N. Güntekin.

100

turp gibi

sağlığı yerinde.

98

turşu gibi olmak

çok yorgun düşmek.

107

turşu kurmak (yapmak)

turşuluk sebze veya meyveleri kavanoz, fıçı vb.ne yerleştirmek: 'Haminnenin içi sıkıldı mı mutfağa girer, turşu kurardı.' -H. Topuz.

35

turşu olmak

1) yiyecek bozulmak, ekşimek; 2) mec. güçsüzleşmek, bitkinleşmek.

106