Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

voli çevirmek

1) voli ile balık avlamak; 2) argo tuzağa düşürmek: 'Öyle bir voli çevir ki hem senin hem de bizim işimize yarasın.' -H. R. Gürpınar.

43

voli vurmak

argo vurgun vurmak.

99

volta atmak

argo bir aşağı bir yukarı dolaşmak: 'Çaylarını içtikten sonra Şifa ile Moda arasında üç aşağı beş yukarı volta atmak üzere davranırlar.' -S. Birsel.

113

volta vurmak

1) den. gemi zikzak yapmak; 2) argo bir aşağı bir yukarı dolaşmak: 'Onu, odamın penceresinden, her sabah kahvaltıdan önce, verandada bir aşağı bir yukarı volta vururken görürdüm.' -N. Cumalı.

34

voltasını almak

argo 1) kaçmak, savuşmak; 2) çekilmek, gitmek.

97

voltaya geçmek

argo volta atmaya başlamak: 'Daima belli bir yerden voltaya geçer bin kere gidip dönse gene hep aynı noktaya gelirdi.' -K. Korcan.

37

vuku bulmak

olmak, meydana gelmek: 'İstiyorum ki binlerce yıldızcık parlasın, göz alıcı bir fiziki hadise vuku bulsun!' -R. H. Karay.

90

vur abalıya

bütün özverinin yumuşak huylu kişiye yüklenmesi, sessiz, güçsüz kişinin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda söylenen bir söz.

100

vur aşağı tut yukarı

uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek.

38

vur dediyse öldür demedi

bir dileği yerine getirirken aşırılığa düşen için söylenen bir söz.

103

vur patlasın, çal oynasın

aşırı zevk ve eğlenceyi anlatan bir söz: 'Komşu konaklarda vur patlasın çal oynasın saz âlemleri devam ediyor, uzak yakın piyano sesleri işitiliyordu.' -Ö. Seyfettin.

108

vurduğu yerden ses gelmek

çok kuvvetli vurmak, eli ağır olmak.

115

vurdukça tozumak

üzerinde çalışıldıkça, işlendikçe işi artmak.

99

vurdumduymazlıktan gelmek

aldırış etmemek, umursamamak, önem vermemek: 'Şimdi böyle bir iftira karşısında bizim için vurdumduymazlıktan gelmeye imkân kalır mıydı?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

112

vurgun vurmak

yolsuzluk yaparak kısa sürede büyük kazanç elde etmek: 'İkinci Dünya Savaşı yıllarında Harun'un paralarını kullanarak vurduğu vurgunlarla bugünkü mertebesine ulaşmıştır belki.' -A. İlhan.

96

vurgun yemek

vurgun sonucu ölmek veya sakat kalmak.

107

vurgunu vurmak

vurgun vurmak.

30

vurup kafayı yatmak (uyumak)

uykusu geldiğinde hemen yatmak.

97

vusul bulmak

ulaşmak, varmak.

76

vücuda gelmek

ortaya çıkmak, oluşmak, meydana gelmek, olmak.

98

vücuda getirmek

meydana getirmek, var etmek: 'Koridor burada sola kıvrılarak yeni bir dehliz daha vücuda getirmektedir.' -H. F. Ozansoy.

104

vücut bulmak

oluşmak.

99

vücut vermek

vücuda getirmek.

34

vücut yapmak

kas geliştirici hareket ve sporlarda bedeni güçlü duruma getirmek: 'Erkek sporları tarihe karışıyor, halter kaldıran, vücut yapan kadın atletler gündelik manzaralar arasında...' -A. İlhan.

37

vücuttan düşmek

zayıflamak.

41

ya herrü ya merrü

zor, tehlikeli bir durum karşısında 'ne olursa olsun' gibi kötü ihtimalin de göze alındığını anlatan bir söz: 'Ama çocukluk işte, şeytan dürttü, ya herrü ya merrü deyip birden yukarı bakıverdim.' -H. Taner.

91

ya huyundan ya suyundan

bazı özellikleri olduğu gibi bir yerden, bir kimseden almış kimseler için kullanılan bir söz.

34

ya sabır

katlanılması güç durumlarda sabır gerektiğini anlatan bir söz.

99