Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yaptığı hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek

yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak.

104

yaptığı yanına (kâr) kalmamak

yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

47

yâr olmak

yardım etmek, yararlı olmak: Talihi yâr olmadı.

42

yara açmak

1) vücutta veya bir şeyin yüzünde yara oluşmasına sebep olmak; 2) mec. büyük üzüntü vermek.

111

yara almak

1) yaralanmak: 'Beyzade sağ salim kurtulacak ama İbiş ağır bir yara alacaktı.' -T. Buğra. 2) mec. itibar kaybetmek.

110

yara bere içinde olmak

vücudunda çokça yara, ezik, sıyrık, çürük bulunmak: 'Üstü başı parça parça, vücudu yara bere içinde.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

49

yara işlemek

1) yara kapanmayıp akıntı sürmek; 2) mec. üzücü bir olayın etkisi bitmemek.

114

yara kapanmak

yara iyi olup geçmek.

103

Yaradan'a kurban (olayım)

hlk. bir şeye hayran kalındığında söylenen bir söz: 'Maşallah' şu güzelliğe bak Ruhsar, Yaradan'a kurban olayım.' -A. İlhan.

107

Yaradan'a sığınıp

bütün gücünü kullanarak: 'Yaradan'a sığınıp Osmanlı tokadını çarptık mı adamı lobut yemişe çeviren biz değil miydik?' -A. İlhan.

110

yaralı parmağa işememek

tkz. en küçük bir yardımı bile esirgemek.

107

yararı dokunmak

yararlı olmak, kâr sağlamak.

109

yararlı kılmak

fayda sağlayan ve üretken duruma getirmek: 'Devlet özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirler alır.' -Anayasa.

37

yarasını deşmek

acıyı, üzüntüyü hatırlatmak, tazelemek.

117

yaraşık almak

yaraşmak.

41

yaraya merhem olmak

zorunlu ihtiyacı karşılamak.

110

yaraya tuz biber ekmek

bir derdin acısını çoğaltmak.

47

yarayı tazelemek

üzüntüyü, sıkıntıyı, acıyı hatırlatmak, yeniden ortaya çıkarmak.

111

yardan atmak

kazaya uğratmak.

106

yardım görmek

destek elde etmek, bağış almak: 'Oysaki yarım saat tek bir insandan, tek bir yerden yardım görmeksizin yaralı olduğu yerde kalmış.' -N. Uygur.

107

yardımda bulunmak

yardım etmek: 'Mal sahibi Rafet Reis, ona epey yardımda bulunmuştu.' -S. F. Abasıyanık.

42

yardımına koşmak

güç duruma düşene istekle yardım etmek.

108

yargıya başvurmak

dava açmak.

95

yargıya gitmek

bir anlaşmazlığı gidermek amacıyla mahkemeye başvurmak.

104

yargıya varmak

karşılaştırma ve değerlendirme yaparak bir sonuca ulaşmak, anlam vermek.

43

yarıda kalmak

bitmemek.

43

yarım elmanın yarısı o, yarısı bu

birbirine çok benzeyenler için söylenen bir söz.

104

yarım kalmak

tamamlanmamak, sonuçlanmamak.

104

yarım kulak dinlemek

umursamadan, önem vermeden dinlemek: 'Dersleri yarım kulak dinliyor, etütlerde uzun uzun mektuplar yazıyordu.' -Ç. Altan.

114

yarım sağ etmek

sağ yana biraz yönelmek.

46