Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yedek (yedekte) çekmek

akıntılı suda kayığı karadan iple çekmek.

116

yedi düvelle barışık

herkesle iyi geçinen kimse.

100

yedi kat yerin dibine geçmek

1) çok güçlü olarak yere çakılmak; 2) fazlasıyla utanmak, mahcup olmak.

111

yedi kubbeli hamam kurmak

büyük hayaller peşinde koşmak.

117

yediği naneye bak!

'yaptığı yersiz, uygunsuz işe bakın' anlamında kullanılan bir söz: 'Yediği naneye bak! Hanımın kocası uyanmasın diye gelip beni uyandırıyor.' -M. Ş. Esendal.

102

yediği önünde, yemediği ardında

bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.

105

yedikleri içtikleri ayrı gitmemek

her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak.

102

yedirip içirmek

beslemek.

47

yeğ tutmak

yeğlemek.

109

yeis duymak

üzüntü çekmek, kahrolmak: 'Bu kelimeyi işitince derin bir yeis, anlatılmaz bir elem duyarım.' -Ö. Seyfettin.

113

yeise bürünmek

umutsuz, üzüntülü olmak: 'Omuzları bir ihtiyar gibi çökmüş, sesi yeise bürünmüş, kendi kendine söyleniyordu.' -H. E. Adıvar.

103

yeise kapılmak

çok üzülmek: 'Şimdi bu ümidin boşa çıktığını anlayınca birden yeise kapıldı.' -R. H. Karay.

114

yekûn çekmek

konuşmaya son vermek.

111

yekvücut olmak

birleşmek, tek bir yürek olmak.

104

yel gibi

çok hızlı bir biçimde, çabucak, hızla.

97

yel vermek

rüzgârı veya havayı herhangi bir şeyin üzerine yöneltmek.

48

yel yeperek yelken kürek

aceleyle, telaşla: 'Kızım çıldırdın mı? Böyle yel yeperek yelken kürek, sağını solunu görmeden nereye gidiyorsun?' -H. R. Gürpınar.

112

yele vermek

savurmak, boşuna harcamak.

117

yelken açmak

yola çıkmak için hareket etmek: 'Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır.' -S. Birsel.

47

yelken basmak

yola çıkmak, hareket etmek.

115

yelken dikmek

tekneye yelken takmak.

109

yelkenleri suya indirmek

direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek: 'Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı.' -R. N. Güntekin.

129

yem dökmek (koymak)

1) avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek; 2) mec. aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak.

103

yem kestirmek

yolda durup hayvanlara yem yedirmek.

92

yem olmak

1) herhangi bir hayvan tarafından yenilmek; 2) mec. birinin tuzağına düşmek.

38

yeme de yanında yat

çok lezzetli veya çok hoş olan şeyler için söylenen bir söz.

116

yemeden içmeden

vakit geçirmeden, hemen: Yemeden içmeden gitmiş, benim söylediklerimi yetiştirmiş.

115

yemeden içmeden kesilmek

bir üzüntü veya heyecan sebebiyle yiyemez, içemez duruma gelmek, iştahı kesilmek.

109

yemek çıkarmak

ağırlamak için yemek sunmak.

104