Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

alnına kara sürmek

bir kimsenin haksız yere kötü tanınmasına yol açmak.

97

alnında yazılmış olmak

bir olayın, kişinin başına gelmesini Allah yazmış olmak.

114

alnından öpmek

beğenmek, takdir etmek.

98

alnının akıyla

ayıplanacak bir duruma düşmeden, şerefiyle başarı göstermiş olarak: 'Bütün savaşlardan alnının akıyla çıkmış bir denizci. Hiç yenik düşmemiş.' -Z. Selimoğlu.

102

alnının kara yazısı

kötü kaderi, kötü talihi: 'Alnımın ne kara yazısı varmış.' -H. R. Gürpınar.

39

alt alta üst üste

birbirleriyle itişir kakışır durumda: 'Alt alta üst üste boğuşmaya başladık.' -H. R. Gürpınar.

39

alt çenesi oynamak

rüşvet alıp yemek.

100

alt etmek

üstünlük sağlamak, yenmek: 'Sanatı kendi şartları, kendi ölçüleri içinde alt etmeye yanaşmadıkça gerçek sanatkâr olmaya imkân yok.' -O. V. Kanık.

105

alt olmak

yenilmek.

97

alt perdeden konuşmak

hafif sesle yavaş konuşmak: 'Gözlerini süze süze alt perdeden, tane tane konuşur.' -K. Korcan.

91

alt yanı çıkmaz sokak

sonu gelmeyen, sonuç alınamayan işler için söylenen bir söz.

103

altı alay üstü kalay

içi, dışı gibi özenilmiş olmayan şeyler için söylenen bir söz.

94

altı karış beberuhi

alay kısa boylu kimse.

37

altı kaval, üstü şişhane (şeşhane)

giysilerini birbirine uygun düşüremeyen, yakıştıramayanlar için söylenen bir söz.

105

altıdan yemek

hastanelerde perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek.

30

altın adını bakır etmek

kötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak.

96

altın çağını yaşamak

en başarılı, en verimli döneminde bulunmak.

100

altın gibi

1) altına benzeyen; 2) mec. değerli, kıymetli; 3) mec. saf.

38

altın kesmek

çok para kazanır olmak.

98

altın leğene kan kusmak

varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.

114

altın top gibi

güzel ve tombul (çocuk).

39

altın yumurtlayan tavuk

1) mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse; 2) turist.

111

altın yürekli olmak

çok iyi niyetli, merhametli olmak: 'O kadar fazla altın yürekli olacağına bir parça daha zarif ve cazibeli bir adam olsaydı.' -R. N. Güntekin.

108

altına etmek (kaçırmak)

1) yatağına veya donuna işemek; 2) mec. çok korkmak.

40

altına imza koymak

konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek: 'İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?' -A. Cemal.

105

altında kalmamak

karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak.

136

altından çapanoğlu çıkmak

girişilen işte başa dert olacak bir durumla karşılaşmak: 'Kısa kesmekten yanaydı ama paraları uzatsa altından bir çapanoğlu çıkar mıydı?' -O. Kemal.

106

altından girip üstünden çıkmak

1) malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek: 'Babasından kalan servetin altından girip üstünden çıkmıştı.' -R. N. Güntekin. 2) ne yapıp edip istediğini yaptırmak; 3) halletmek; 4) karıştırmak.

106

altından kalkamamak

1) bir işi başaramamak, becerememek, üstesinden gelememek: Bu işin altından kolay kolay kalkamaz. 2) mec. kendini savunamamak: Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler.

114

altını çizmek

bir sözün önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.

116